19. Hukuk Dairesi

Kefalet Nedeniyle Yapılan Ödemenin Rücu İstemi Otomobilin, Borca Karşılık Devredildiği İddiası

Kefalet Nedeniyle Yapılan Ödemenin Rücu İstemi / Otomobilin, Borca Karşılık Devredildiği İddiası / Senetle İspat Kuralı

Dava, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan ödeme nedeniyle rucüen alacağın tahsiline ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali istemine yöneliktir. Uyuşmazlık, davalının davacıya kendi taşıtının borcuna karşılık bedelsiz olarak devredip devretmediği hususunda toplanmaktadır. Usul hükümlerine aykırı olarak dinlenen tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Ayıplı Araç Yerine İkame Edilen Aracın Kiralama Süresi ve Nakliye Ücretinin Tespitinde Alanında Uzman Bilirkişiden Rapor Alınması Gerekir

İlk derece mahkemesinin davacı tarafından sunulan fatura bedellerini aynen benimsemesi doğru olmadığı gibi İstinaf mahkemesince de aynı içerikteki faturaları dikkate alarak bedelden indirim yapılması yeterli değildir. Mahkemece, dava konusu aracın ve taşınan ürünlerin nitelikleri dikkate alınarak piyasa rayiç fiyatları da araştırılmak suretiyle tam olarak dava konusu aracın yerine ikame edilen aracın kiralama süresi ve buna uygulanacak nakliye ücretinin tespiti hususunda konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak karar verilmesi gerekir.

15 Günlük Süre İçinde Tüketici Hakem Heyeti Kararına İtiraz Edilmemesi Nedeniyle Kesinleşmiş Karara Karşı İstirdat Davası Açılamaz

6502 sayılı TKHK’nun 70/3 maddesi uyarınca taraflar Tüketici Hakem Heyeti kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Tüketici Hakem Heyetinin bulunduğu yerdeki Tüketici Mahkemesine itiraz edebilir. Somut olayda davacı tarafından yasal 15 günlük süre içerisinde Tüketici Hakem Heyeti kararına karşı itiraz edilmemesi nedeniyle hakem heyeti kararı kesinleşmiştir. TKHK 70/3 mad. uyarınca 15 günlük süre içinde Tüketici Hakem Heyeti kararına itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleşmiş Tüketici Hakem Heyeti kararına karşı istirdat davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddi gerekir.

Menfi Tespit Davası / Araç Kiralama İçin Yapılan Sözleşme İle Bütün Olan Senedin Sözleşmeden Kesilerek Kambiyo Takibi Yapılması

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmiş, davacılardan W. Webb tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmiş ise de temyiz süresinde talep edilmeyen duruşma isteminin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacılar vekili, davalı tarafından müvekkilleri aleyhine bono ile icra takibine başlandığını, bonodaki imzaların davacılara ait olmadığı gibi davacıların sadece davalı ile olan Araç Kiralama Sözleşmesi’ne imza attıklarını, sözleşme senet niteliğinde olsa bile araç kiralama sonucu araca teminat olarak verildiğinden ve araç da davalıya teslim edildiğinden hükümsüz kaldığını, senette “nakden”ibaresi olduğu halde davalıdan para alınmadığını belirterek senetten dolayı borçlu olunmadığının tespitine, % 40’dan az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasındaki ilişkinin ticari değil, şahsi ilişki olup, yanlar arasında nakit para alışverişi olduğunu, bunun senet üzerinde de görüldüğünü belirterek davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, icra dosyası, davalı hakkında dolandırıcılık, sahtecilik, bedelsiz senedi kullanmak suçlamaları ile ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığı’nın kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı, senetteki imzaların davacıların eli ürünü olduğuna ilişkin bilirkişi raporu, açığa imza atılmak suretiyle düzenlenen bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunun davacı yanca yazılı delille kanıtlanamaması, bonoda düzenleme nedeni olarak “nakden”yazılı olması karşısında nakit alışverişten kaynaklanmasına göre davacıların ispat edilemeyen davasının ve şartları oluşmayan davalı yanın tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

Takip ve dava konusu bononun veriliş nedeni “nakden” kaydını içermektedir. Ne var ki, davalı yan cevap ve 14.11.2008 günlü dilekçesinde bononun verilen nakit para karşılığı alındığını bildirmiş ise de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda vermiş olduğu 16.05.2009 günlü ifadesinde, davacının kendisine İngiltere’den bavul ticareti yoluyla mal getireceğini, bunun karşılığında para verdiğini bildirmiş, keza mahkemece yaptırılan 18.11.2009 günlü isticvap beyanında yurt dışından herhangi bir eşya getirilmediğini, senet bedeli ödenmediğini bildirip, bu beyanı imzası ile onaylamıştır.

Davalının yukarıda açıklanan Cumhuriyet Savcılığı ve Mahkemedeki beyanı gözetildiğinde, dava konusu bonodaki veriliş nedeni olan nakden kaydını talil ettiği, bir başka deyişle değiştirdiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalının davacı yana nakit para verdiğini usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiği düşünülmeden ispat külfetinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.04.2011 gününde oy birliğiyle karar verildi.