5. Ceza Dairesi

Avukatın Takip Kesinleştiği Halde Haciz Talep Etmeyerek Tahsili Geciktirip Haczedilen Malların Satışını Talep

Avukatın Takip Kesinleştiği Halde Haciz ve Haczedilen Malların Satışını Talep Etmeyerek Haczin Kalkmasına Sebebiyet Vermesi

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Avukat olan sanığın, katılan şirketin vekilliğini yaptığı bir kısım icra dosyalarında takipler kesinleştiği halde haciz talep etmeyerek tahsili geciktirdiği, haczedilen malların satışını talep etmeyerek hacizlerin kalkmasına sebebiyet verdiği, dosyaları işlemsiz bıraktığı, şartları oluşmasına rağmen borçlular hakkında taahhüdü ihlalden suç duyurusunda bulunmadığı, müvekkili şirketin talimatı olmaksızın hacizleri kaldırarak borcun tahsilini güçleştirdiği, takibi kesinleşen dosyalarda ihtiyati haciz teminatı olarak yatırılan paraları bir yıl süreyle almadığı, borçlulardan yapılan haciz kesintilerini dosyalarında bıraktığı, … 8. İcra Müdürlüğünün 2006/12529 sayılı dosyasına konu çekte ciranta olan şirketten çek tazminatı talep etmesi nedeniyle müvekkili şirket aleyhine dava açılmasına ve davanın kabulüyle davacı vekiline vekalet ücreti ödenmesine neden olduğu iddia edilen somut olayda; sanık hakkında soruşturma izni talebi üzerine verilen Bakanlık Olur’una ilişkin belgenin dosya içerisinde bulunmadığı gözetildiğinde, öncelikle anılan noksanlığın tamamlanması, ardından iddiaya konu icra ve dava dosyalarının onaylı birer suretinin denetime imkan verecek şekilde dosya arasına alınarak iddianamede belirtilen isnatlar yönünden ayrı ayrı irdelenip soruşturma sırasında alınan bilirkişi raporları da göz önünde tutularak eylemlerin sübut bulup bulmadığı gerekçeleriyle karar yerinde tartışılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Avukatın Kasten Farklı Adrese Ödeme Emrinin Tebliğ Edilmesi Talebinde Bulunması ve Takibin Usulsüz Kesinleşmesine

Avukatın Kasten Farklı Adrese Ödeme Emrinin Tebliğ Edilmesi Talebinde Bulunması ve Takibin Usulsüz Kesinleşmesine Sebebiyet Verilmesi

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Suç tarihinde … Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, “katılana ait olmadığını bildiği bir adrese ödeme emrinin tebliğ edilmesi talebinde bulunduğu ve böylece bir başkası tarafından tebligat evrakının imzalanması sonucu takibin usulsüz kesinleşmesine sebebiyet verip, bilahare haciz talebinde bulunduğu katılanın banka hesaplarındaki paranın haksız olarak haczedilmesini sağladığı” iddia ve mahkemece kabul edilen olayda; UYAP kayıtlarında yapılan sorgulamada aynı olaya ilişkin olarak … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/201 Esas sayılı dosyasında katılanı …, sanıkları ise lehine icra takibi başlatılan …, tebligatı usulsüz olarak teslim alan … tebligat memuru … olan nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve görevi ihmal suçlarından açılmış bir kamu davası bulunduğu nazara alınarak, ilgili dosyalar arasındaki bağlantı durumu da gözetilerek söz konusu davanın akıbetinin araştırılması ve mümkünse temyize konu bu davayla birleştirilmesi, aksi halde aslı veya onaylı örneğinin getirtilmesi, iştirak hususu da değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Hükmün esasını oluşturan kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, temel cezanın belirlenmesi sırasında “alt sınırdan ayrılınmasını gerektirir herhangi bir teşdit nedeni bulunmadığından” denilmesine rağmen, alt sınırdan uzaklaşılarak takdiren ve teşdiden 1 yıl olarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,

Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK’nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin kararının değerlendirilmesi lüzumu,

Adli para cezasının belirlenmesi sırasında hüküm fıkrasında TCK’nın 52/2. maddesine yer verilmeyerek CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,

Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Avukatın Dava Masrafı ve Vekalet Ücreti Almasına Rağmen Dava Açmadığı Gibi Dava Açtığını ve Lehlerine Sonuçlandığını

Avukatın Dava Masrafı ve Vekalet Ücreti Almasına Rağmen Dava Açmadığı Gibi Dava Açtığını ve Lehlerine Sonuçlandığını Söyleyerek Oyalaması

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Soruşturma izni ve son soruşturmanın açılmasına ilişkin karar içeriğine göre; suç tarihinde … Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılan …’in evinin çatısına güneş enerjisi sistemi kuran komşusu aleyhine dava açmak üzere ondan vekaletname ile dava masrafı ve vekalet ücreti karşılığında 3.500 TL almasına rağmen dava açmadığı gibi, dava açtığını ve lehlerine sonuçlandığını söyleyerek katılanı oyalamak suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; mahkemece bunun yanında, katılanın son soruşturmanın açılması kararı ve iddianamede yer almayan aşamalardaki diğer beyanlarına da itibar edilerek, sanığın dava masrafı olarak 1.500 TL, keşif masrafı olarak 799 TL, ardından da davayı kazandıkları şeklinde bilgi vererek 1.700 TL para aldığı, dava açmadığı halde davayı kazandıklarını ve icra takibi yapacağını söyleyerek katılanı oyaladığının kabul edildiği ve fakat bu konuda verilmiş soruşturma izni ve açılmış bir dava bulunmadığının anlaşılması karşısında; öncelikle mahkemenin gerekçeli kararında bu eylemlerin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabileceğinden bahisle yaptığı suç duyurusu akıbetinin araştırılması, açılmış dava bulunması halinde bu davayla birleştirilmesi, sonuçlanmış olması halinde buna ilişkin evrakın aslı veya onaylı örneğinin dosyaya konulması; henüz bir soruşturma bulunmadığının tespiti halinde ise avukat olan sanık hakkında soruşturma ve kovuşturma izni prosedürü işletilerek dava açılması halinde davaların birleştirilmesi sağlandıktan sonra sanığa yüklenen tüm fiillerin aynı amaca yönelik olup olmadığı üzerinde de durularak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;

Eyleminin TCK’nın 257/1. maddesi kapsamında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanığın TCK’nın 257/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,

Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK’nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin kararının değerlendirilmesi lüzumu,

Yüklenen suçun TCK’nın 53/1-e maddesindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması,

Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Avukatın Hapis Cezasını Temyiz Etmeyerek Kesinleşmesine Sebebiyet Vermesi

Avukatın Hapis Cezasını Temyiz Etmeyerek Kesinleşmesine Sebebiyet Vermesi Nedeniyle Görevi Kötüye Kullanma Suçu

Görevi kötüye kullanma suçundan sanık … hakkında, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair … Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/12/2017 tarihli ve 2017/323 esas, 2017/422 sayılı Kararının;

Dosya kapsamına göre, … Barosunda kayıtlı avukat olan sanık …’nun zorunlu müdafisi olduğu sanık H. A. Ö. hakkında … 14. Asliye Ceza Mahkemesinde 2014/20 esasına kayden yapılan yargılama sonucunda, sanığın 6 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ceza süresi aynı kalmak koşuluyla tehlikeliliği ortadan kalkıncaya ya da önemli derecede azalıncaya kadar yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınmak suretiyle güvenlik tedbiri uygulanmasına dair kararı temyiz etmeyerek kesinleşmesine sebebiyet verdiği hususundaki mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olduğu, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu … Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 14/09/2018 gün ve 94660652-105-06-7710-2018-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdi kılınmakla gereği düşünüldü:

Kanun yararına bozma isteğine konu edilen … Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararın niteliği itibarıyla son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin bir karar olmayıp beraat hükmü olduğu, ilamının yokluğunda karar verilen müştekiye tebliğ edilmediği, bu itibarla henüz kesinleşmediği ve bu aşamada kanun yararına bozma yoluna gelinemeyeceği anlaşıldığından, CMK’nın 309. maddesi uyarınca yerinde görülmeyen istemin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİNE, 05/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütü Soruşturmalarında Yetkili Savcılık Tespiti / Kanun Yararına Bozma

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma sırasında, suç yeri itibarıyla evrakın Vakfıkebir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair Çal Cumhuriyet Başsavcılığının 05/05/2017 tarihli ve 2017/530 soruşturma, 2017/42 sayılı yetkisizlik kararını müteakip, bu kez suç yeri bakımından dosyanın Çal Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ilişkin Vakfıkebir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 21/05/2017 tarihli ve 2017/801 soruşturma, 2017/62 sayılı karşı yetkisizlik kararı üzerine, yetki konusunun çözümü için dosyanın gönderildiği Rize Ağır Ceza Mahkemesince verilen Çal Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararının kaldırılmasına dair 19/06/2017 tarihli ve 2017/711 değişik iş sayılı kararın;

FETÖ/PDY silahlı terör örgütü hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/11549 sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sırasında….’ın şüpheli sıfatı ile ifadesinin alındığı, şüphelinin ifadesinde…. ili….. ilçesinde 2012-2015 yılları arasında kapatılan…. Dersanesinde görev yaptığını bildirdiği ve … isimli şahsın kapatılan ….. Dersaneleri Genel Müdürü ve örgüt üyesi olarak adının geçtiği, bunun üzerine Çal Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017/530 sayılı dosya üzerinden yürütülen soruşturmada, şüpheli …’ın adresinin tespiti için kolluğa müzekkere yazıldığı, kolluğun 28/04/2017 tarihli cevabi yazısında adı geçen şüphelinin mernis adresinin Vakfıkebir olduğunun bildirilmesini takiben Çal Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma dosyasının yetkisizlik kararı verilerek Vakfıkebir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Vakfıkebir Cumhuriyet Başsavcılığınca da bu kez şüphelinin ….Dersaneleri Genel Müdürü olduğu, …. Dersanesinin …. ….. ilçesinde faaliyet gösterdiği, şüphelinin örgüt faaliyetlerini FETÖ/PDY’ye ait kurumların bulunduğu yerde gerçekleştirmiş olacağından bahisle karşı yetkisizlik kararı verilerek, dosyanın Çal Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, mercii Rize Ağır Ceza Mahkemesince de aynı gerekçe ile Çal Cumhuriyet Başsavcılığının yetkili olduğuna kesin olarak karar verildiği,

Dosya kapsamına göre hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden soruşturma yürütülen şüpheli …’ın silahlı terör örgütüyle irtibatlı olan ve bu nedenle kapatılan Körfez Dersanelerinin Genel Müdürü konumunda olduğunun anlaşıldığı, adı geçen dersanenin Türkiye’nin bir çok yerinde şubesinin bulunmasına karşın genel merkezinin İzmir ilinde yer aldığı, …. ilçesinde yalnızca şubesinin bulunduğu, şüpheli …..’ın beyanında da şüpheli …’ın bu dersanenin genel müdürü olarak kendilerine yardımcı olduğunu bildirdiği, örgütsel eylemleri ….ilçesinde gerçekleştiğine ilişkin herhangi bir beyanın bulunmadığı hususu da hep birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin örgütsel faaliyetlerinin yoğun olarak gerçekleştiği yerin terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olan dersanenin genel merkezinin bulunduğu yer olduğu, bu kapsamda yetkili yerin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli,10/10/2017 gün ve 94660652-105-20-8135-2017-Kyb sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:

Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile Rize Ağır Ceza Mahkemesinin 19/06/2017 tarihli ve 2017/711 Değişik iş sayılı Kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 06/11/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.