Hoşgeldiniz

Şimdi bize katılın! Kayıt olduktan ve giriş yaptıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara cevap gönderebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Ayrıca hızlı ve tamamen ücretsiz, bu yüzden ne bekliyorsunuz?

  • Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha fazla bilgi edin.

8.HD Asıl Talep Olan Tapu İptal ve Tescil İsteği Hakkında Karar Verilmeden, Doğrudan Alacak Talebi Hakkında Hüküm

Daire/Kurul
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/18484
Karar No
2018/1696
Karar Tarihi
6 Şub 2018

Admin

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
Katılım
13 Ocak 2018
Mesajlar
499
Beğeniler
1
Puanları
18
Konum
Ankara
#1
Asıl Talep Olan Tapu İptal ve Tescil İsteği Hakkında Karar Verilmeden, Doğrudan Alacak Talebi Hakkında Hüküm Tesis Edilemeyeceği

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.02.2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av. … geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, vekil edeninin davalı …’ten dava konusu 6429 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 300 m2’lik kısmını 2.1.1990 tarihli arsa senedi ile satın aldığını ancak davalının kötü niyetli olarak tapuda devir yapmadığını belirterek dava konusu edilen 300 m2’lik yerin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini, bunun mümkün olmaması halinde sözleşmeye aykırılık hükümleri çerçevesinde vekil edeninin müspet zararı olan gayrimenkulün 300 m2lik kısmının değerinin davalıdan dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine, bunun da mümkün olmaması halinde 2.1.1990 tarihindeki satış sözleşmesine istinaden ödenen 6.000.000 TL’nin uyarlanmış hali ile vekil edenine dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 2/9/2015 tarihli beyan dilekçesi ile; asıl dava edilen 6429 ada 2 parselin dava konusu ile ilgili olmadığı ve söz konusu taşınmazın 1799 ada 1 parsel ve 1799 ada 15 parsel olduğunu belirtmiştir.

Davalı vekili, davacının sunduğu satış senedinin dava konusu yere ait olmadığını, 1996 yılında yapılan satış sözleşmesinin feshedildiğini ve satış bedelinin tamamen davacıya ödendiğini, dava konusu parselin evveliyatının 813 ada 36 nolu parsel olduğunu ve hazine adına kayıtlı olduğunu, davacının satın aldığını iddia ettiği yerde herhangi bir tasarrufta bulunmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, terditli taleplerinden alacak talebinin kabulü ile 84.180,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının dava dilekçesinde terditli taleplerinin olduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki; davacı vekili, 02.01.1990 tarihli harici satım senedine dayalı olarak davalı adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini,bunun mümkün olmaması halinde sözleşmeye aykırılık hükümleri çerçevesinde vekil edeninin müspet zararı olan gayrimenkulün 300 m2’lik kısmının değerinin davalıdan dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine, bunun da mümkün olmaması halinde 2.1.1990 tarihindeki satış sözleşmesine istinaden ödenen 6.000.000 TL’nin uyarlanmış hali ile vekil edenine dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır.
Terditli (kademeli) davalarda (6100 sayılı HMK 111. md), davacı aynı davalıya karşı aralarında hukuki veya ekonomik bağlantı bulunan birden fazla talebini aralarında aslilik ve fer’ilik ilişkisi kurarak aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Terditli davalardaki taleplerden biri asıl taleptir; ikincisi fer’i taleptir. Davacı, ilk önce asıl talep hakkında karar verilmesini ister, yardımcı talebini ise asıl talebin reddedilmesi ihtimali için yapar. Mahkeme de, davacının asıl talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’i talebi inceleyemez ve karara bağlayamaz.

6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde; mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüt gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile terditli talepler hakkında, şüphe ve tereddütü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir.

Somut uyuşmazlık incelendiğinde, davacı taraf, dosyaya sunulan satış sözleşmesine istinaden dava konusu taşınmaz yönünden tapu iptal ve tescil, bu talep mümkün olmadığı takdirde, müspet zararın tazmini, bu talep de mümkün olmadığı takdirde, satış sözleşmesine istinaden ödenen 6.000.000 TL nin uyarlanmış hali ile vekil edenine dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacı tarafın asli talebi olan tapu iptal ve tescil isteği hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeden, doğrudan alacak talebi hakkında hüküm tesis edilmesi doğru olmamıştır.

O halde, mahkemece yapılacak iş; yukarıda bahsedilen ilkeler ışığında, HMK 297. madde uyarınca, davacının terditli talepleri hakkında ayrı ayrı olumlu-olumsuz bir karar verilmesi olmalıdır. Bu hususlar gözönüne alınmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı vekili ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 1.438,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4.312,34 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 06.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (YARGITAY 8. Hukuk Dairesi ESAS 2016/18484 KARAR 2018/1696)