11.HD Bankacılık İşleminden Kaynaklanan Alacak İstemine İlişkin Davada Mudi Tüketici Vasfına Sahipse Görevli Mahkeme

Daire/Kurul
11. HUKUK DAİRESİ
Esas No
2016/9670
Karar No
2018/4187
Karar Tarihi
31 May 2018

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
13 Ocak 2018
680
1
18
Ankara
www.yargikararlari.net
#1
Bankacılık İşleminden Kaynaklanan Alacak İstemine İlişkin Davada Mudi Tüketici Vasfına Sahipse Görevli Mahkeme

(YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ ESAS 2016/9670 KARAR 2018/4187)

Taraflar arasında görülen davada….Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/04/2015 gün ve 2014/192 – 2015/256 Sayılı kararı onayan Daire’nin 04/04/2016 gün ve 2015/8833 – 2016/3596 Sayılı kararı aleyhinde davalı …Ş. vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin …. A.Ş’ye güvenerek 8.950-USD tutarındaki parasını yıllık 19 faiz oranı ile 26.10.1999 tarihinde bankaya yatırdığını, ancak … A.Ş. yönetiminin 21.12.1999 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesinin ardından belirtilen vadede müvekkiline faiz ödemeleri yapılmadığını ileri sürerek, müvekkilinin 06/01/2000 vade tarihi itibarıyla 9.300,34 USD mevduat alacağının 3095 Sayılı Kanun’un 2. maddesi son bendi veya 3095 Sayılı Kanun’un 4/a maddesi gereğince vade tarihi olan 06/01/2000 tarihinden itibaren işleyecek %20’den aşağı olmamak üzere temerrüt faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki rayice göre Türk Lirası olarak davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, fer’i müdahil TMSF ve ihbar olunan … vekilleri, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 9.113,02 USD’nin 8.950 USD sine 06/01/2000 tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarınca 1 yıllık USD mevduata verilen en yüksek oranda döviz faizi işetilerek davalı bankadan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, TMSF nin borcu üstlenme beyanı bulunmadığından TMSF hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın davalı … vekili ve fer’i müdahil TMSF vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.

Davalı …. vekili ve fer’i müdahil TMSF vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1-) Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 Sayılı Kanun’un 3/k bendinde “Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi” tüketici, 3/ı bendinde ise “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem” tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara dair davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 Sayılı Kanun’un görev ve yetkiye dair hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK’nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine dair olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen gözetileceği düzenlenmiştir.

Somut olayda; davanın açıldığı 13.06.2014 tarihi itibariyle 6502 Sayılı Kanun’un yürürlükte olduğu, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi sebebiyle tüketici, davaya konu bankacılık işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hususu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiğinden Dairemizin 04.04.2016 tarihli 2015/8833 Esas 2016/3596 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yukarda anılan gerekçeyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-) Bozma sebep ve şekline göre sair karar düzeltme nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle Dairemizin 04.04.2016 tarihli 2015/8833 Esas 2016/3596 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeple sair karar düzeltme nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına, ödediği karar düzeltme harcının istemi halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 31/05/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.