4.HD Basın Yoluyla Kişilik Haklarına Saldırı Sebebiyle Manevi Tazminat / Özel Teknede Kız Arkadaşı İle Birlikte

Daire/Kurul
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No
2016/3324
Karar No
2018/274
Karar Tarihi
22 Ocak 2018

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
13 Ocak 2018
657
1
18
Ankara
www.yargikararlari.net
#1
Basın Yoluyla Kişilik Haklarına Saldırı Sebebiyle Manevi Tazminat / Özel Teknede Kız Arkadaşı İle Birlikte Samimi ve Mahrem Fotoğraflarının Haber Yapılması

Dava; sanatçı olan davacının özel teknede kız arkadaşı ile birlikte samimi ve mahrem fotoğraflarının “Geldi” manşetiyle ve “Aşk” manşetiyle yayınlanması nedeni ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Kamuya mal olmuş davacının toplumun bilgilendirilmesi ve haber alma hakkı kapsamına giren özel yaşam alanına dahil olmayan, mesleki faaliyeti içerisinde de yer almayan bir konuda davaya konu haberler ile onlara eşlik eden fiziksel mahremiyetine dair fotoğrafların yayınlanmasında, davacının özel hayatıyla ilgili detaylar içermesi ve sadece belli bir kesimin bu konudaki merakını gidermek dışında toplumsal bir yarar bulunmadığı ve bu durumda ifade özgürlüğünü daha dar yorumlamayı gerektirdiği sonucuna varılmalıdır. Davacının sadece halka mal olmuş bir kişi olarak nitelendirilmesi, özel hayatına böyle bir müdahaleyi haklı kılmaya yeterli değildir. Şu durumda, davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözetilmeksizin istemin reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 18/07/2014 gününde verilen dilekçeyle basın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 02/12/2015 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü :

Dava, basın yoluyla kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, müvekkilinin sanatçı olup bir çok sinema filmi ve televizyon dizisinde başrol oyuncusu olarak yer aldığını, müvekkilinin tatil için ...'da kız arkadaşı ile birlikte kameralardan ve gözlerden uzak

bir tatil yapabilmek için özel bir tekne kiralayıp denize açıldığını, görüntülenmemek için gerekli tedbirleri alan müvekkilinin açık denizde bulundukları yerin ıssızlığından emin olduktan sonra güneşlenmek için kız arkadaşı ile teknenin açık kısmına çıktıklarını, ancak bir gün sonra özel teknede kız arkadaşı ile birlikte samimi ve mahrem fotoğraflarının 09/07/2014 tarihli ... Gazetesi'nde “... Geldi” manşetiyle ve ... Gazetesi'nde “... Aşk” manşetiyle yayınlandığını ve internette haber sitelerinde foto muhabiri olan davalılardan ... imzası ile yayınlandığını, izinsiz olarak çekilen ve rızası dışında yayınlanan fotoğraflar ve yapılan haberler ile kişilik haklarının ve özel hayatının ihlal edildiğini ileri sürerek, uğradığı manevi zararın giderilmesi isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili, davacının medyatik kişiliği göz önüne alındığında bu tür haberlere katlanmak zorunda olduğunu, kamu yararının ... gazeteciliği söz konusu olduğunda daha farklı değerlendirileceğini, davacı için özel hayat kavramının dar yorumlanması gerektiğini, gazetecinin davaya konu magazinsel olayı görüntülememesini beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacının kamuoyuna malolmuş dizi oyuncusu ve sinema sanatçısı olması sebebiyle kamuoyunun haber alma hakkının bulunduğu, haberin güncel ve gerçek olduğu ve kamusal olgu ve toplumsal bir yarar bulunduğu, herkesin görebileceği bir yerde bu haberin gerçekleştirildiği, özel hayatın ihlalinin söz konusu olmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesiyle 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır.

Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.

Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddelesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.

Özel hayat kavramı, kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı kapalı kapılar ardında dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret olmayıp, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olaylarını da içerir. Kamuya açık alana çıkan her kişinin de bu alandaki her görüntüsünün kaydedilip izinsiz kullanılmasına rıza gösterdiği kabul edilemez. Özel hayat kavramı salt mekana indirgenemez, kamuya mal olmuş kişilerin konutları dışında özel hayatları da vardır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, her bireyin kişiliğinin gelişimi için özel hayatının korunması gereğinin temel önemini yineleyerek, kamuoyunda tanınan kişiler de dahil olmak üzere herkesin özel hayatının korunması ve özel hayatına saygı duyulması hususlarında meşru bir bekletiye sahip olabileceğini ve bu haklardan da faydalandırılması gerektiğine işaret eder. Fotoğraflarla ilgili olarak mahkeme, fotoğrafların kişilerin özel alanına veya kamuoyunun gözü önünde cereyan eden hadiselere dair olup olmadığı ve bu şekilde elde edilen materyalin sınırlı kullanım amaçlı olup olmadığı veya genel olarak halka sunulmaya elverişli olup olmadığı hususlarını inceler. Ayrıca mahkeme, özel hayatın korunmasını ifade özgürlüğü karşısında dengelemek zorunda olduğu davalarda, her zaman basında yayınlanan fotoğraflar ve makalelerin kamu menfaatine yaptığı katkıya vurgu yapmıştır. Mahkeme, başvurucunun kamuoyunda tanınmış bir kişi olmasına rağmen, yegane amacı başvurucunun özel hayatına ait detaylarla birtakım okuyucuların merak duygularını tatmin etmek olan fotoğraf ve makalelerin yayınlanmasının topluma herhangi bir menfaat sağlamayacağını belirtmektedir. Bu şartlar altında ifade özgürlüğü daha dar bir yorumlamayı gerektirmektedir. Sonuç olarak Mahkeme, özel hayat korumasının ifade özgürlüğüne karşı dengelenmesinde ağırlıklı unsurun, yayınlanan fotoğrafların kamu menfaatine katkıda bulunması gerekliliği olduğunu belirtmiş, buna ilaveten her zaman yalıtılmış olarak tanımlanmayacak mekanlarda bulunsa dahi ve herkes tarafından tanınması gerçeğine rağmen, halkın başvurucunun nerede olduğunu ve genel olarak özel hayatında nasıl davrandığını bilme hususunda yasal bir menfaatinin olmadığına karar vermiştir. ( 06/11/2003 tarihli Von Hannover/Almanya kararı )

Anayasa Mahkemesi de kararlarında AİHM'nin yukarıdaki kararına atıf yaparak, kamuoyunun bilgilenme hakkının, tanınan kişilerin, kamu görevlilerinin ve özellikle de siyasi kişiliklerin özel hayatlarının çeşitli boyutlarına belli bazı durumlarda üstün gelebilse de, yayınlanan haberler ile onlara eşlik eden fotoğraf ve yorumların, bu kişilerin sadece özel hayatlarıyla ilgili detaylar hakkında olması ve belli bir kesimin bu konudaki merakını gidermek dışında bir amaç taşımaması durumunda ilgili kişiler belli bir üne sahip olsalar bile böyle bir üstün gelme durumundan bahsedilemeyeceğine ve bu durumda ifade özgürlüğünün daha dar yorumlanması gerektiğine karar vermiştir. ( 21/09/2016 tarihli ... Başvurusu )

Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.

Davaya konu olayda; tanınmış bir sinema ve dizi oyuncusu olan davacı, ...'da kiraladığı özel bir yatla kız arkadaşı ile birlikte gözlerden ve denetimden uzak bir tatil yapmak amacıyla denize açılmış, görüntülerinin alınmaması için gerekli tedbirleri almıştır. Bulundukları yerin ıssızlığından da emin olduktan sonra kız arkadaşı ile birlikte yatın açık kısmına çıkan davacının, insanların gözü önünde olmadığına inandığı ve bu şekilde davranışlarına yön verdiği bir ortamda fiziksel mahremiyetine dair fotoğraflar bilgisi ve rızası dışında çekilerek yayınlanmıştır.

Yukarıdaki açıklamalar ve Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Mahkemesi'nin kararları ışığında, kamuya mal olmuş davacının toplumun bilgilendirilmesi ve haber alma hakkı kapsamına giren özel yaşam alanına dahil olmayan, mesleki faaliyeti içerisinde de yer almayan bir konuda davaya konu haberler ile onlara eşlik eden fiziksel mahremiyetine dair fotoğrafların yayınlanmasında, davacının özel hayatıyla ilgili detaylar içermesi ve sadece belli bir kesimin bu konudaki merakını gidermek dışında toplumsal bir yarar bulunmadığı ve bu durumda ifade özgürlüğünü daha dar yorumlamayı gerektirdiği sonucuna varılmalıdır. Davacının sadece halka mal olmuş bir kişi olarak nitelendirilmesi, özel hayatına böyle bir müdahaleyi haklı kılmaya yeterli değildir.

Şu durumda, davacı yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde istemin reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

Temyiz edilen kararın yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 22.01.2018 gününde oy çokluğuyla karar verildi. (YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ ESAS 2016/3324 KARAR 2018/274)


KARŞI OY YAZISI

Belli bir hayran kitlesine sahip davacı ile kız arkadaşı arasında yaşananları muhabirin haber yapmaya değer görmesi anlaşılabilir bir durumdur. Görüntülerin kayıt altına alınması kişilik hakları yönünden hassasiyet taşısa da bunların davacının dışarıya kapalı alanına girmeksizin kamunun kullanımına açık bir alanda ve herkes tarafından görülebilen bir yerden çekilmiş olması ve görüntüsü çekilenlerin sanatçı kişiliği dikkate alındığında basın özgürlüğünün sınırları içinde kaldığı değerlendirilmelidir.

Mahkemece ulaşılan kanaatin aksi yönünde bir sonuca ulaşılabilmesi için herhangi bir neden bulunmamaktadır. Mahkemenin kabulüne göre davacının partneri ile yakınlaşmasını kameranın çekim yaptığı noktada bulunan insanlar tarafından özel bir çaba sarf edilmesine ihtiyaç duyulmadan görülebildiği anlaşılmaktadır. Davacının ... kiraladığı özel bir yatla kız arkadaşı ile birlikte denize açılarak bulunduğu noktada, partneri ile yakınlaşmayı tercih ettiği gözetildiğinde mahremiyetinin korunması konusunda yeteri kadar hasas davranmadığı ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Davanın reddine dair verilen karar yerindedir. Bu sebeplerle dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 22/01/2018
 

HAKKIMIZDA

  • Hukukun her geçen gün değişme ve güncelleme özelliği, ülkemiz mahkemelerindeki davalarda verilen kararlar açısından da geçerli olması hasebiyle içtihatlar gün geçtikçe farklılaşmakta ve çatışmaktadır. Özellikle hukukla ilgilenen avukatlar, hakimler, savcılar ve hukuk öğrencileri için tartışmasız olarak güncel kararları takip etmek zaruret olmuştur. Bu sebeple elimizden geldiğince güncel içtihatlara ulaşmanız için, bulunduğunuz forum sitesini kurduk.

    Yargikararlari.net, tüm vatandaşlarımızın yüksek mahkemelerin verdiği yargısal kararlara ulaşabilmesini sağlamak için kurulmuş bir forum sitesidir. Hukuk forumu olan sitemizde, Yargıtay kararları, Danıştay içtihatları, Anayasa Mahkemesinin itiraz, iptal ve bireysel başvuru hakkındaki kararları ve uluslararası hukuk alanındaki önemli yargı kararları yer almaktadır. Sizler de hukukla ilgili yazılarınızı veya elinize ulaşan kararları forumumuzda paylaşarak topluluğumuza katılabilirsiniz.

    yargıtay kararı sorgulama, yargıtay kararları arama motoru, içtihat arama motoru

User Menu