Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Nazım İmar Planının İptali İle Yeşil Alan Olarak Planlanması Konusunda Belediye

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
Katılım
13 Ocak 2018
Mesajlar
634
Beğeniler
1
Puanları
18
Konum
Ankara
Web sitesi
www.yargikararlari.net
#1
Daire/Kurul
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
2015/3985
Karar No
2018/116
Karar Tarihi
25 Ocak 2018
Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Nazım İmar Planının İptali İle Yeşil Alan Olarak Planlanması Konusunda Belediye Meclisi Kararının İptali Talebi

(DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU ESAS 2015/3985 KARAR 2018/116)

İstemin Özeti: İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 26/05/2015 günlü, E:2015/1003, K:2015/1230 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması, davalı idareler tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Daire kararı doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA


Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava, İstanbul İli, Beyoğlu İlçesi, Bülbül Mahallesi, 570 ada, 27 parsel sayılı taşınmazı da kapsayan 1/5000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Uygulama İmar Planı'nın söz konusu parsel yönünden iptali ile 1/1000 ölçekli plana taşınmaz yönünden yapılan itirazın reddine ilişkin Beyoğlu Belediye Meclisi'nin 11/03/2011 günlü, 31 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 19/12/2012 günlü, E:2013/767, K:2014/3705 sayılı kararıyla; Mahkemelerince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; söz konusu park alanının bir ada içi park alanı olarak tasarlanması ve bu alana giriş-çıkışların tek ve çok dar bir yaya yolundan (yaklaşık 3mt) öngörülmesinin, söz konusu park alanının tüm altbölgeye hizmet etmesini zorlaştıracağı, diğer bir ifade ile, her ne kadar bu bölgede park alanı ihtiyacı bulunsa da, söz konusu park alanının çok sınırlı bir kesimin kullanımına olanak veren bir anlayışla tasarlandığı, donatı alanlarının herkes tarafından erişilebilir olması ilkesinin yeterince göz önünde bulundurulmadığı, park alanının büyüklüğü itibariyle çok küçük bir alanı kapsadığı, bu büyüklükte bir parkın kullanıcı açısından çok işlevsel olamayacağı, diğer taraftan, bölgenin topografyasının işlevsel bir park alanı oluşturulmasını engelleyecek ölçüde eğimli bir arazi olduğu, söz konusu park alanının ada içinde çözülmesi ve hiçbir benzer donatı alanı ile ilişkisi kurulmadan öngörülmüş olmasının planlama ilkelerine uygun olmadığı, sonuç itibariyla dava konusu park alanının bölgede donatı alanları miktarını arttırıcı ve yapı ve nüfus yoğunluğunu azaltıcı bir nitelik taşımakla birlikte ada içi park alanı olarak tasarlandığı ve benzer donatı alanları ile ilişkileri kurulmadan öngörüldüğü anlaşıldığından dava konusu imar planlarında şehircilik ilkelerine planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Anılan karar, Danıştay Altıncı Dairesi'nin 13/05/2014 günlü, E:20174/9315, K:2015/1877 sayılı kararıyla; kentsel sit alanı olan bir bölgede koruma kurulu kararları uyarınca konut olarak planlanması olanaklı bulunmayan parsele, sosyal donatı alanların arttırılması amacına yönelik olarak park alanı kullanımı getirilmesine ilişkin dava konusu imar planlarında şehircilik ilkelerine planlama esasları ve kamu yararına aykırılık görülmediğinden iptali yolundaki idare mahkemesi kararında isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesi, bozma kararına uymayarak işlemlerin iptali yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir.

Davalı idareler, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 26/05/2015 günlü, E:2015/1003, K:2015/1230 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler.

Dosyanın incelenmesinden, davacıya ait 570 ada, 27 parsel sayılı taşınmazın 1/5000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Uygulama İmar Planında ada içi yeşil alan olarak planlandığı anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından; taşınmazları üzerinde konutlar olduğu ve parselin park alanına alınmasını gerektirecek somut bir hususun bulunmadığı, taşınmazlarına yakın mesafede park alanının mevcut olduğu ve bu park alanının bölgenin yeşil alan ihtiyacını karşıladığı, dava konusu imar planları hazırlanırken söz konusu parsele yönelik olarak kamu yararının gözetilmediği ileri sürülmektedir.

Davalı idareler tarafından ise, 27 sayılı parselin Duvarcı Adnan Sokak'a cephe genişliğinin 2, 3 mt olması ve 19 sayılı parselde tescilli eski eser bulunması nedeniyle İstanbul İmar Yönetmeliği hükümlerine göre, bu alanda parsele konut kullanımı getirilemeyeceği, bölgede sosyal donatı alanı miktarının düşük olması sebebiyle dava konusu imar planları ile getirilen park kullanımında kamu yararı bulunduğu, ada içi park kullanımının sadece davacı parselinde değil, planlar içerisinde başka bölgelerde de öngörüldüğü savunulmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, söz konusu taşınmazın içinde bulunduğu alanın park alanı olarak belirlenmesinin bölgede donatı alanları miktarını artırıcı, yapı ve nüfus yoğunluğunu azaltıcı bir etki yapacağı ancak dava konusu plan kararının, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları bakımından incelendiğinde, söz konusu park alanının çeşitli açılardan irrasyonel bir karar olduğu, dolayısıyla taşınmazın bulunduğu alanda yeni kentsel sit alanı nazım planı ve kentsel sit alanı uygulama planı yapılmasını zorunlu kılan nedenlerin bulunmadığı kanaatinin doğduğu, söz konusu park alanının bir ada içi park alanı olarak tasarlanması ve bu alana giriş-çıkışların tek ve çok dar bir yaya yolundan (yaklaşık 3mt) öngörülmesinin, söz konusu park alanının tüm altbölgeye hizmet etmesini zorlaştıracağı, diğer bir ifade ile, her ne kadar bu bölgede park alanı ihtiyacı bulunsa da, söz konusu park alanı çok sınırlı bir kesimin kullanımına olanak veren bir anlayışla tasarlanarak, donatı alanlarının herkes tarafından erişilebilir olması ilkesinin yeterince göz önünde bulundurulmadığı, söz konusu park alanı büyüklüğü itibariyla çok küçük bir alanı kapsadığı (yaklaşık 500m²). bu büyüklükte bir park alanının kullanıcı açısından çok işlevsel olamayacağı, diğer taraftan, bölgenin topografyasının işlevsel bir park alanı oluşturulmasını engelleyecek ölçüde eğimli bir arazi olduğu, park ve yeşil alanların kentsel alt bölgeleri birbirinden ayıracak şekilde mümkün olduğunca başka yeşil alanlar ile veya diğer donatı alanları ile eklemlenecek (bütünleşecek) şekilde tasarlanmasını rasyonel bir şehircilik ve tasarım anlayışı olduğunun, söz konusu park alanının ada içinde çözülmesi ve hiçbir benzer donatı alanı ile ilişkisi kurulmadan öngörülmüş olmasının saptanan bir diğer irrasyonel özellik olduğu, bu yönüyle söz konusu plan kararının iptali durumunda, plan bütünlüğünün bozulmayacağı şeklinde görüş belirtilmiştir.

Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi ve Müelliflerine ilişkin Usul ve Esalara Ait Yönetmeliğin ,"Sosyal Donatı ve Teknik Altyapı" başlıklı 7. maddesinde "......Ancak, yerleşik alanları kapsayan koruma amaçlı imar planlarında taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının fiziki ve mülkiyet dokusu özellikleri, planlanan alanın şartları ile gelecekteki gereksinimleri gözönünde tutularak yeterli büyüklükte ve nitelikte sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının plan kararları ile belirleneceği" hükmüne yer verilmiştir.

İstanbul İmar Yönetmeliği'nin "Yapılarla İlgili Hükümler" başlıklı Altıncı Bölümünün "Parsellerde Yapılanma Şartları" 'Asgari Bina ve Cephe Derinliği Şartları' başlıklı 6.01 maddesinde, "Ayrıca durumu yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı halde ölçüleri bu yönetmelikte belirtilen miktarlardan az olmakla beraber, üzerinde civarın karakterine ve bölgenin şartlarına göre yapılabilecek binanın gerektiği ölçüler oluşabilen arsalarda 8.01 maddesindeki piyes ölçülerini sağlamak koşulu ile bina cephesi bitişik nizamda (4.00) m. ayrık nizamda (6.00) m.den az olmamak kaydıyla parsel büyüklükleri ile ilgili hükümlere bağlı kalınmaksızın yapı yapılmasına da izin verilebilir. Bu uygulamalar sırasında birden fazla yoldan cephe alan parsellerde yapılacak binanın diğer yol cepheleri (4.00) m.nin altına düşürülemez, bina yüksekliği (9.50) m.’yi geçemez." kuralı yer almaktadır.

Uyuşmazlıkta, Beyoğlu Kentsel Sit Alanı bütününde yeşil alan miktarının az olması nedeniyle yeşil alan miktarının çoğaltılması amacıyla ada içi park alanlarının öngörüldüğü anlaşılmakta olup, davacıya ait 27 sayılı parselin konumu ve komşu 19 sayılı parselde tescilli eski eser bulunması nedeniyle dava konusu imar planları ile park alanı olarak değerlendirildiği, bilirkişi raporunda da söz konusu park alanı kullanımının donatı alanlarını artırıcı nitelikte olduğunun belirtildiği görülmektedir.

Dosyada bulunan imar planı paftaları ile bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, bölgede bulunan sosyal donatı miktarının yetersizliği sonucu park alanına olan ihtiyaç ve alandaki yoğun tescilli eski eser varlığı göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişi raporunda yer verilen "park alanının büyüklüğü itibariyle çok küçük bir alanı kapsadığı, çok sınırlı bir kesimin kullanımına olanak verecek nitelikte olduğu ve park ve yeşil alanların kentsel alt bölgeleri birbirinden ayıracak şekilde mümkün olduğunca başka yeşil alanlar ile veya diğer donatı alanları ile eklemlenecek (bütünleşecek) şekilde tasarlanması gerektiği" şeklindeki tespitlere katılmak mümkün olmamıştır.

Bu durumda, 1/5000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Uygulama İmar Planı bütününde bulunan sosyal donatı ihtiyacı ile dava konusu 27 sayılı parselin konumu ve özelliği göz önüne bulundurularak, bölgedeki yeşil alan gereksiniminin karşılanması amacıyla getirildiği anlaşılan, donatı alanları miktarını artırıcı, yapı ve nüfus yoğunluğunu azaltıcı nitelikteki park alanı kullanımına yönelik dava konusu imar planı kararlarında şehircilik ilkelerine, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 26/05/2015 günlü, E:2015/1003, K:2015/1230 sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/01/2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
 
Üst