9.HD BJK Kaleci Antrenörünün İşçilik Alacakları İstemi / İşyeri Devrinde Sorumluluk

Daire/Kurul
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/30667
Karar No
2019/4952
Karar Tarihi
27 Şub 2019

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
13 Ocak 2018
707
1
18
Ankara
www.yargikararlari.net
#1
BJK Kaleci Antrenörünün İşçilik Alacakları İstemi / İşyeri Devrinde Sorumluluk

(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ESAS 2015/30667 KARAR 2019/4952)

 ÖZET

Davacı, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nde kaleci antrenörü olarak çalışırken işyerini devir alan dava dışı Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ ile yeni bir iş sözleşmesi imzalayarak aynı işini yapmaya devam etmiş ve iş akdi dava dışı Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ şirketinde çalışırken feshedilmiştir. Davalı dernek son işveren olmadığı için yıllık izin ücreti alacağı ve ihbar tazminatından sorumlu değildir. Ayrıca devir tarihi ile fesih tarihi arasında iki yıldan fazla süre geçtiği için davalı, hüküm altına alınan fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarından da sorumlu değildir. Davacının talep ettiği anlaşılan fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatı alacağından sorumlu olan dava dışı Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ şirketidir.


Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı derneğin futbol okullarında 01/01/2001 ile 31/05/2013 tarihleri arasında çalıştığını, haksız ve mesnetsiz olarak iş akdine son verildiğini, fazla çalışmalarının olduğunu, yıllık izinlerini kullanamadığını iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının Beşiktaş Futbol Yatırımları San. ve Tic. A.Ş. tarafından görevi gereği katılması gerekirken teknik toplantılara katılmadığı için iş akdine son verildiğini, davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının tüm yıllık izinlerini kullandığını, fazla çalışmalarının bulunmadığının ve haftanın 5 günü çalıştığının belgelerle sabit olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.

İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.

Değinilen Yasanın 120 nci maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.

İşyerinin miras yoluyla intikali 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 599 uncu maddesinde düzenlenmiş, sözü edilen madde hükmünde mirasbırakanın ölümü ile mirasçıların bir bütün olarak mirasa hak kazanacakları açıklanmıştır.

İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye gidilmesi durumunda, bu işlem de bir tür işyeri devri sayılmalıdır. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan tüzel kişi ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır (Yargıtay 9.HD. 22.7.2008 gün 2007/ 20491 E, 2008/ 21645 K.). Aynı şekilde daha önce tüzel kişi şirket olan işverenin işyerini bir gerçek şahsa devretmesi de mümkündür. Devralanın şirketin hissedarlarından biri olması da sonucu değiştirmeyecektir. Adi ortaklardan bir ya da bazılarının hisselerini devri de sorumlulukların belirlenmesi noktasında işyeri devri olarak işlem görmelidir.

İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir.

Basın İş Kanununa tabi işyerleri bakımından, işyerinin belirleyici unsurlarından olan marka, logo ve yayın imtiyaz hakları gibi maddî olmayan unsurların devri de işyeri devri olarak değerlendirilmelidir (Yargıtay 9. HD., 19.1.2010 gün, 2009/42958 E., 2009/354 K).

Maddî ve maddî olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsurunu olan işçilerin devri de, işyeri devri olarak kabul edilmelidir.

Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır.

4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir.

İşyerine Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu tarafından el koyulması ise işyeri devri niteliğinde değildir. Bu durumda yönetim hakkına müdahale edilmekte veya bankacılık faaliyetleri askıya alınmaktadır.

Yine özelleştirme işlemi sonucu kamuya ait hisselerin devri de işyeri devri olarak değerlendirilemez. Özelleştirmede işyeri aynı tüzel kişilik altında faaliyetini sürdürmekte sadece kamuya ait hisselerin bir kısmı ya da tamamı el değiştirmektedir. Bununla birlikte, tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesi işyeri devri niteliğindedir (Yargıtay 9.HD. 8.7.2008 gün ve 2008/25370 E, 2008/ 19682 K.).

İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez.

İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Dairemizin kökleşmiş kararlarına göre işyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. İşyeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı belirlenmelidir (Yargıtay 9.HD. 27.10.2008 gün 2008/ 29715 E, 2008/28944 K.).

Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6 ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.

Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır.

Somut uyuşmazlıkta, davacı asil, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nde kaleci antrenörü olarak çalışırken işyerini devir alan dava dışı Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ ile 18/09/2009 tarihinde yeni bir iş sözleşmesi imzalayarak aynı işini yapmaya devam etmiş ve iş akdi 31/05/2013 tarihinde dava dışı Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ şirketinde çalışırken feshedilmiştir. Davalı dernek son işveren olmadığı için yıllık izin ücreti alacağı ve ihbar tazminatından sorumlu değildir. Ayrıca devir tarihi ile fesih tarihi arasında iki yıldan fazla süre geçtiği için davalı, hüküm altına alınan fazla mesai ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarından da sorumlu değildir. Davacının talep ettiği anlaşılan fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve ihbar tazminatı alacağından sorumlu olan dava dışı Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ şirketidir.

Talep edilen kıdem tazminatı alacağı bakımından ise 1475 Sayılı Yasanın 14/2. maddesi hükmü uyarınca dava dışı Beşiktaş Futbol Yatırımları AŞ şirketinin tüm çalışma döneminden, davalı derneğin ise kendi çalıştırdığı dönem için ve devir tarihindeki ücret seviyesi ile sorumlu olduğunun düşünülmemesi de hatalıdır.

Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27/02/2019 tarihinde oybiriği ile karar verildi.