22.HD Davacının Serbest İradesi İle Verdiği Dilekçe İle Geçerli Bir İkale Sözleşmesinin Kurulmuş Olup Olmadığı

Daire/Kurul
22. Hukuk Dairesi
Esas No
2017/40475
Karar No
2017/20411
Karar Tarihi
4 Eki 2017

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
13 Ocak 2018
671
1
18
Ankara
www.yargikararlari.net
#1
Davacının Serbest İradesi İle Verdiği Dilekçe İle Geçerli Bir İkale Sözleşmesinin Kurulmuş Olup Olmadığı, Gerçekte Bir İşveren Feshinin Bulunup Bulunmadığı

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı İsteminin Özeti

Davacı vekili; müvekkilinin 10/09/2010 tarihinde bilgi teknolojileri uzmanı olarak işe başladığını, 03/10/2016 tarihine kadar çalıştığını, firmadan ayrılırken her ne kadar ailevi ve benzeri sebeplerden işi bırakıyorum şeklinde el yazısı ile istifa dilekçesi hazırlatılmış ise de müvekkilinin bu kağıdı imzalamak zorunda bırakıldığını, müvekkiline kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve geçmiş dönem fazla mesai ücreti adı altında bütün haklarının yatırıldığını, işsizlik maaşından da yararlanmaya hak kazandığını, işverence yapılan feshin geçerli bir nedeni bulunmadığını bu nedenlerle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti

Davalı vekili, davacının kendi istemi üzerine iş akdinin son bulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti

Mahkemece, davacının tüm yasal haklarının ödenmesi kaydı ve şartıyla iş sözleşmesinin şirket tarafından feshedilmesinin ve bu şekilde işten ayrılmayı arz ve talep ettiğine dair dilekçesinin bulunduğu, dinlenen davalı tanıkları ... ve ...'ın davacının kendi isteğiyle istifa talebinde bulunduğunu, bu kararından dönmesi yönünde kendisini ikna çabalarında bulunulduğunu, buna rağmen davacının istifa ettiğini, davacı tanığı ...'ın işten ayrılış şekline dair tam detaylı bilgisinin olmadığını, davacıya zorla istifa dilekçesinin imzalatıldığını, bu iddiayı davacıdan ve personelden duyduğunu beyan ettikleri, davacının 26/09/2016 tarihli dilekçeyi baskı, cebir ve tehdit altında özgür iradesi hilafına yazarak imzaladığı hususunun ispatlanamadığı, davacının işyerinden istifa ederek ayrıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İstinaf

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti

Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece istifa nedeniyle davacının işten ayrıldığının kabul edilerek davanın reddinin hatalı olduğu, somut olayda ya işveren feshinin ya da ikalenin tartışılması gerektiği, davalı tanığı ...'ın beyanlarına göre davacının annesinin hasta olduğu, davacının düzenli gelire ve işe ihtiyacı olduğu, işten çıkarılan bir yöneticinin bilgisayarının alınması olayıyla ilgili davacıya bir isnatta bulunulduğu ve davacının tekrar çalıştırılmak istendiği, güncel ... kaydına bakıldığında 23/05/2017 tarihi itibariyle en son çalıştığı yerin davalı şirket olduğu ve halen çalışmadığı, davacının gerçekte anlaşmak suretiyle iş sözleşmesini sona erdirme iradesine sahip olmadığı, dolayısıyla ortada bir işveren feshinin olduğu, davacının işten ayrılış kodunun 04 kodu (bildirimli işveren feshi ) olarak seçilip davacıya kıdem tazminatı ödenmesinin de bu kanaati desteklediği, bir an için ikale yapıldığı kabul edilse bile somut olayın özelliklerine göre davacının işten ayrılmasını isteyen tarafın ve bundan menfaat bekleyenin davalı işveren olduğu ancak ikalede makul yarar sağlanmadığından ikalenin geçersiz olduğu gerekçesiyle davacının işe iadesine karar verilmiştir.

Temyiz

Bölge Adliye Mahkemesi kararını davalı vekili temyiz etmiştir.

Taraflar arasındaki iş ilişkisinin nasıl sona erdiği hususu temel uyuşmazlığı oluşturmaktadır.
Somut olayda, davacı 26.09.2016 tarihli dilekçe ile özetle; özel nedenleri, maddi ihtiyaçları vb. nedenler ile tüm yasal haklarının ödenmesi kaydı ve şartı ile iş sözleşmesinin davalı şirket tarafından feshedilmesini ve bu şekilde işten ayrılmayı talep etmiş; aynı tarihte davalı işveren vekilince dilekçenin altı ''uygundur''şerhi konularak imzalanmış ve mutabakat beyanı kapsamında davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ile geçmiş dönem fazla çalışma ve yıllık izin ödemeleri yapılmıştır.

26.09.2016 tarihli dilekçe, içeriği itibariyle iş ilişkisini karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sona erdirmeye yönelik olduğundan istifa olarak kabulü mümkün olmayıp, ikale sözleşmesi akdetmeye yönelik icap kabul edilmelidir. Bu sebeple bu icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez (.../...: İş Güvencesi Hukuku, ... 2007 s.99) Dolayısıyla, davacı tarafından verilen dilekçenin ikaleye icap niteliğinde olduğu anlaşıldığından bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesince davacının istifa etmiş olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğu yönündeki gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davacı dava dilekçesinde, istifa dilekçesi vermek iradesi bulunmadığını, ancak bir çalışanın bilgisayarına el konulması talimatı verildiğini, bu kişinin odası kilitli olduğundan talimatı yerine getiremediğini ve durumu amirlerine bildirdiğini,bunun üzerine bilgisayarın saklandığı ve davacı tarafından açılıp kapandığı gibi isnatlar ile iftiraya maruz kaldığını ve bu durumun şikayet konusu olacağı tehdidi ile müdür tarafından kendisinin istifaya zorlandığını, istifa etmez ise yapamayacağı işler verilmek ile tehdit edildiğini öne sürmüştür.

Bu noktada tartışılması gereken husus davacının serbest iradesi ile verdiği dilekçe ile geçerli bir ikale sözleşmesinin kurulmuş olup olmadığı, gerçekte bir işveren feshinin bulunup bulunmadığıdır.

Baskı ile kendisinden dilekçe alındığını iddia eden davacı bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Oysa, davacı tanığının davalı işverene yönelik açmış olduğu davası bulunduğu gibi görgüye dayalı bilgisi de bulunmamaktadır. Davalı tanıkları ise davacının talebi üzerine kıdem ve ihbar tazminatları ile geçmiş dönem fazla çalışma ve yıllık izinleri ödenerek iş akdinin karşılıklı sonlandırıldığını, talebin davacıdan geldiğini, özgür iradesi ile dilekçe verdiğini bildirmişlerdir. Şu halde, davacı baskı ile kendisinden dilekçe alındığını, gerçekte anlaşmak suretiyle iş sözleşmesini sona erdirme iradesine sahip olmadığını yöntemince ispatlayamamıştır.

Tarafların bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı gibi hakları kararlaştırmaları mümkün olup işverence işten çıkış nedeninin "kod 4: işveren haklı bir neden olmadan fesih" olarak bildirilmesi, davacının daha sonra başka bir işte çalışmaması tek başına iş akdinin işveren tarafından feshedildiğini ya da ikale teklifinin işverenden geldiğini kabule yeterli değildir.

Yüksekokul mezunu olan davacı, verdiği dilekçenin anlam ve içeriğini bilebilecek durumdadır. Davacının maddi sıkıntı içinde bulunduğu Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edilmiştir. Davacının istifa etmesi halinde kıdem ve ihbar tazminatı alamayacağı dikkate alındığında, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi suretiyle iş akdinin son bulmasını istemekte makul yararının da bulunduğunun kabulü gerekir.

Açıklanan nedenlerle, davacının istemi üzerine tarafların karşılıklı anlaşması ile iş akdinin son bulduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabul edilmesi hatalı bulunmuştur.

Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmü ile ilk derece mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2017/832 esas 2017/791 karar sayılı ve ... 1. İş Mahkemesi'nin 2016/584 esas 2017/42 karar sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 151,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan ...'ne göre belirlenen 1.980,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dosyanın kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesine gönderilmesine, karardan bir örneğin ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,
8- Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 04.10.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (YARGITAY 22. Hukuk Dairesi ESAS 2017/40475 KARAR 2017/20411)
 

HAKKIMIZDA

  • Hukukun her geçen gün değişme ve güncelleme özelliği, ülkemiz mahkemelerindeki davalarda verilen kararlar açısından da geçerli olması hasebiyle içtihatlar gün geçtikçe farklılaşmakta ve çatışmaktadır. Özellikle hukukla ilgilenen avukatlar, hakimler, savcılar ve hukuk öğrencileri için tartışmasız olarak güncel kararları takip etmek zaruret olmuştur. Bu sebeple elimizden geldiğince güncel içtihatlara ulaşmanız için, bulunduğunuz forum sitesini kurduk.

    Yargikararlari.net, tüm vatandaşlarımızın yüksek mahkemelerin verdiği yargısal kararlara ulaşabilmesini sağlamak için kurulmuş bir forum sitesidir. Hukuk forumu olan sitemizde, Yargıtay kararları, Danıştay içtihatları, Anayasa Mahkemesinin itiraz, iptal ve bireysel başvuru hakkındaki kararları ve uluslararası hukuk alanındaki önemli yargı kararları yer almaktadır. Sizler de hukukla ilgili yazılarınızı veya elinize ulaşan kararları forumumuzda paylaşarak topluluğumuza katılabilirsiniz.

    yargıtay kararı sorgulama, yargıtay kararları arama motoru, içtihat arama motoru

User Menu