3.HD Davalının Doğalgaz Abonman Sözleşmesi Başında Vermiş Olduğu Güvence Bedelinin Enflasyon Karşısında Değerini

Daire/Kurul
3. HUKUK DAİRESİ
Esas No
2019/1804
Karar No
2019/6325
Karar Tarihi
8 Tem 2019

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
13 Ocak 2018
707
1
18
Ankara
www.yargikararlari.net
#1
Davalının Doğalgaz Abonman Sözleşmesi Başında Vermiş Olduğu Güvence Bedelinin Enflasyon Karşısında Değerini Kaybetmemesi İçin Ortalama Faiz Getiren Bir Banka Hesabına Yatırılması Gereken Tarihten İtibaren Hesaplanacak Faizi İle Bulunacak Miktarın Hüküm Altına Alınması Gerekir

(YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ ESAS 2019/1804 KARAR 2019/6325)

Taraflar arasındaki Satıcının Hakem Kurulu Kararına itirazı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulmakla, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili dilekçesinde; davalının 1995 yılında müvekkil şirkete abone olduğu dairesini kiraya verdiğini, kiracısının doğalgaz kullanabilmek için yemden abone olmasının zorunlu tutulması üzerine davalının, 1995 yılında abone olurken kendisinden istenilen güvende bedeli ve proje onay ücretinin iâdesi için Altındağ Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığını yapılan başvuru sonucunda, talebin güvence bedeli yönünden kabulü ile 900 TL'nin iadesine dair verilen 29.08.2016 tarih ve 2016/14377 sayılı kararın iptalini, talep etmiştir.

Mahkemece itirazın kısmen kabulü ile; "Tüketici talebinin, güvence bedeli yönünden 479 TL'nin tüketiciye iadesine ..." şeklinde hüküm kısmının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 12.03.2019 tarih ve 2019/16324 sayılı yazıları ile, davalı adına 1995 yılında abonelik tesis edilirken alınan 900.000,000 TL. güvence bedelinin iadesinin, EPDK.nın 28.11.2011 tarihli ve 3603 sayılı kararının 6. maddesinde yer alan düzenlemenin, 05.03.2003 tarihinden sonra alınan güvence bedellerine ilişkin olması nedeniyle, anılan düzenleme kapsamı dışında kaldığı, olayda sebepsiz zenginleşmeye davalı ödenen bedelin ifadesi talebinin söz konusu olduğu, mahkemece güncelleme kriteri olarak doğalgaz firmasının iade talebi anındaki yeni abonelerden tahsil etiği güvence bedeli baz alınarak karar verilmiş ise de; 20 yılı aşkın süre geçmiş olduğu ve bu nedenle alınan güvence bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre dava tarihi itibariyle (çeşitli ekonomik etkenlerin ÜFE-TÜFE artış oranları alın ve döviz kurlarındaki artışlar memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergelerin ortalamaları alınmak sureti ile ) ulaşacağı alım gücü tespit edilerek, bu bedele hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün HMK'nın 369/0. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması talep edilmiştir.

Somut olayda taraflar arasında imzalanan 18/09/1995 tarihli Doğalgaz Abonman Sözleşmesi üzerince davalıdan 900.000,00 TL güvence bedelinin alındığı, ancak davalının sadece sözleşmenin ilk sayfasında imzasının bulunduğu, sözleşmenin eki olduğu belirtilen ve sözleşme şartlarını içeren diğer sayfalarda imzasının olmadığı, bu nedenle bu bedelin faizsiz iadesine ilişkin sözleşme hükmünün uygulanamayacağı, EPDK'nın 78.012011 tarihli ve 30053 sayılı kararının güvence bedelinin güncellenerek iadesine ilişkin 6. Maddesinin ise 02.03.2003 tarihinden sonra alınan güvence bedellerine ilişkin olması nedeniyle bu düzenleme kapsamında da kalmadığı anlaşılmıştır.

Bu durum karşısında, sözleşme başlangıcında davalı aboneden alınan bedelin amacı ve fonksiyonun davalı doğalgaz dağıtım şirketinin alacaklarına karşı güvence teşkil etmesi olduğu, bunun dışında bir sermaye veya kredi işlevi görme amacı olmadığı, güvence bedelinden herhangi bir şekilde ekonomik fayda sağlamasının sözleşmenin amacını aşacağı, davacının bu bedelin değerini artırma yükümlülüğü olmasa da kendisine teminat olarak bırakıldığından, enflasyon karşısında değerini kaybetmemesi için MK 2. maddesinde iyi niyet kuralları çerçevesinde gerekli önlemleri alması gerektiği, göz önünde bulundurulmalıdır.

Paranın değerinin en azından sabit kalması için uygulamada döviz veya altın alma ya da parayı bir banka hesabına yatırma yoluna gidilmekte ise de, kurların tespitinin ayrı bir işlem gerektirmesi ve kaydı işlemlerinin yapılamamasından dolayı alınabilecek önlemler içerisinde en kolay yol ortalama faiz getirecek bir banka hesabına yatırılmasıdır. Güvence bedelinden elde edilecek faiz geliri bu bedele dahil olacaktır. Bununla teminatın değeri artacağından, her iki tarafın da menfaati korunmuş olacaktır.

Bu durumda mahkemece, davalının sözleşmenin başında vermiş olduğu güvence bedelinin ortalama faiz getiren bir banka hesabına yatırılması gereken tarihten itibaren hesaplanacak faizi ile bulunacak miktarın hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın Hukuk Muhakemeleri Kanununu 365. Maddesine dayalı kanun yararına bozma isteminin kabulü ile, hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 08.07.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.