4.HD Haksız İcra Takibi / İcranın İadesi Kararından Sonra Alınan Paranın İcra Dosyasına İade Edilmesi Konusunda

Daire/Kurul
4. HUKUK DAİRESİ
Esas No
2016/3049
Karar No
2018/97
Karar Tarihi
16 Ocak 2018

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
13 Ocak 2018
680
1
18
Ankara
www.yargikararlari.net
#1
Haksız İcra Takibi / İcranın İadesi Kararından Sonra Alınan Paranın İcra Dosyasına İade Edilmesi Konusunda İcra Dairesince Gönderilen Muhtıradaki Son Günden İtibaren Paranın İade Edilmesi Gerektiği Bu Tarihten Sonra İade Edilmesi Durumunda Geç Kalınan Dönem İçin Zararın Oluştuğundan Alacaklıdan İstenebileceği

(YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ ESAS 2016/3049 KARAR 2018/97)

Dava, haksız icra takibi sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Tehir-i icra talebinde bulunulmaması nedeniyle, alacaklının icra takibine devam etmesi ve icra dosyasına yatırılan parayı tahsil etmesi, yasadan kaynaklanan hakkın kullanılması olup bu işlemlerden dolayı alacaklıya kusur izafe edilemeyeceği de açıktır. Alacaklının icra prosedürü içinde aldığı parayı, icra dosyasına yatırmakla yükümlü olduğu tarihten sonra iade etmesi halinde, geç kaldığı dönem itibarıyla kusurlu olduğu ve bu döneme ait zararın alacaklıdan istenebileceği de kabul edilmelidir. Şu halde, İİK'nın 40/2. maddesi gereğince paranın icra dosyasına iade edilmesi konusunda icra dairesince gönderilen muhtıradaki son gün itibariyle paranın iade edilmesi gerektiği, bu tarihten sonra iade edilmesi durumunda, geç kalınan dönem için zararın oluştuğunun kabulü gerekir. Somut olayda, davacının tehir-i icra kararı almadan temyiz ettiği mahkeme kararının kesinleşmesi sonrası, icra müdürü tarafından henüz muhtıra düzenlenmeden davalı tarafından davacıya iade yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; davalının hükmün infazı sırasında tahsil ettiği parayı İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca icranın eski hale iade prosedürü içinde icra dosyasına yatırdığının kabulüyle davacının faize dair talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 02/02/2015 gününde verilen dilekçeyle haksız icra takibi sebebiyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/12/2015 tarihli kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

1- ) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2- ) Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;

Dava, haksız icra takibi sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Davacı vekili; müvekkilinin ... Tarım Hayvan ve Orman Ürünleri Tic. San. Ltd. Şirketinin sorumlu müdürü olduğunu, akaryakıt istasyonu bulunan davalı şirketten müvekkilinin akaryakıt satın aldığını, ancak ödenmeyen bir kısım faturalar sebebiyle davalının müvekkili aleyhine ... . İcra Müdürlüğünün 2012/4865 ( kapatılan ... İcra Müdürlüğünün 2010/149 ) sayılı icra dosyası ile takibe başladığını, itiraz üzerine davalı tarafından ... . Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan itirazın iptali davası sonucu mahkemenin 15/03/2012 tarih ve 2010/75 esas, 2012/21 karar sayılı ilamıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine bu kararın müvekkili tarafından tehir-i icra talebi olmadan temyiz edildiğini, davalı icra takibine devam ettiği için davacı hakkında haciz işlemi uygulandığını, temyiz üzerine verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 09/09/2014 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin haciz tehdidi altında ödediği borç miktarının kararın kesinleşmesinden iki gün sonra, 11/09/2014 tarihinde faizsiz olarak davalı tarafından iade edildiğini beyan ederek, icra dosyasına müvekkili tarafından yatırılan paranın yatırıldığı tarihten iade edildiği tarihe kadar ki yasal faizinin davalıdan tahsili gerektiğini, müvekkilinin beklenmedik haciz işlemi sonucu zor durumda kalması sebebiyle manevi zarara uğradığını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, icra dairesine yatırılan tutarın yatırıldığı tarihten iade edildiği tarihe kadar yasal faizinin istenebileceği gerekçesiyle maddi tazminatın kabulüne, davacı hakkında haksız bir icra takibinin bulunmaması sebebiyle manevi tazminatın reddine karar verilmiştir.

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun “Fazla Verilen Paranın Geri Alınması” başlıklı 361. maddesi, “İcra dairelerince borçludan fazla para tahsil olunarak alacaklıya verildiği yahut yanlışlıkla bir tarafa para tediye olunduğu hesap neticesinde anlaşılırsa verilen para ayrıca hükme hacet kalmaksızın o kimseden geri alınır.” şeklinde emredici bir düzenlemeyi içermektedir.

Aynı Kanun'un "İcranın İadesi" başlıklı 40/2. maddesi ise "Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." şeklindedir. Burada, icra müdürüne kanun tarafından verilmiş, özel bir görev ve daha da önemlisi cebri icra gücünün kullanılması kapsamındaki bir yetki söz konusudur. İcra müdürü, dayanağı ve şekli ne olursa olsun, girişilmiş bir icra takibinde, borçludan tahsil edilen paranın, tahsili gerekenden daha fazla olduğunu hesap sonucunda belirlediği durumlarda, cebri icra gücünü kullanarak, fazla tahsilatı borçluya geri verecektir.

Tehir-i icra talebinde bulunulmaması nedeniyle, alacaklının icra takibine devam etmesi ve icra dosyasına yatırılan parayı tahsil etmesi, yasadan kaynaklanan hakkın kullanılması olup bu işlemlerden dolayı alacaklıya kusur izafe edilemeyeceği de açıktır. Alacaklının icra prosedürü içinde aldığı parayı, icra dosyasına yatırmakla yükümlü olduğu tarihten sonra iade etmesi halinde, geç kaldığı dönem itibarıyla kusurlu olduğu ve bu döneme ait zararın alacaklıdan istenebileceği de kabul edilmelidir.

Şu halde, İİK'nın 40/2. maddesi gereğince paranın icra dosyasına iade edilmesi konusunda icra dairesince gönderilen muhtıradaki son gün itibariyle paranın iade edilmesi gerektiği, bu tarihten sonra iade edilmesi durumunda, geç kalınan dönem için zararın oluştuğunun kabulü gerekir.

Somut olayda, davacının tehir-i icra kararı almadan temyiz ettiği mahkeme kararının kesinleşmesi sonrası, icra müdürü tarafından henüz muhtıra düzenlenmeden 11/09/2014 tarihinde davalı tarafından davacıya iade yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; davalının hükmün infazı sırasında tahsil ettiği parayı İİK'nın 40/2. maddesi uyarınca icranın eski hale iade prosedürü içinde icra dosyasına yatırdığının kabulüyle davacının faize dair talebinin reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda ( 2 ) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı yararına BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının ( 1 ) sayılı bentte açıklanan sebeplerle REDDİNE, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve davalıdan peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 16.01.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.