8.CD Herhangi Bir Soruşturma İşlemi Yapılmadan, Şikayet Hakkının Anayasal Bir Hak Olduğundan Bahisle Kovuşturmaya

Daire/Kurul
8. CEZA DAİRESİ
Esas No
2017/10668
Karar No
2018/870
Karar Tarihi
1 Şub 2018

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
Katılım
13 Ocak 2018
Mesajlar
533
Beğeniler
1
Puanları
18
Konum
Ankara
Web sitesi
www.yargikararlari.net
#1
Herhangi Bir Soruşturma İşlemi Yapılmadan, Şikayet Hakkının Anayasal Bir Hak Olduğundan Bahisle Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (Takipsizlik) Verilemez

(YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ ESAS 2017/10668 KARAR 2018/870)

Suç uydurma ve iftira suçlarından şüpheliler … yetkilileri hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.11.2015 tarihli ve 2015/84282 soruşturma, 2015/78868 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İSTANBUL 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10.12.2015 tarihli ve 2015/4746 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;

5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet Savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet Savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, müşteki vekilinin 29.06.2015 tarihli şikayet dilekçesinde, şüphelilerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben sunmuş oldukları 30.01.2015 tarihli dilekçe ile asılsız ve mesnetsiz iddialarda bulunmak sureti ile iftira ve suç uydurma suçunu işlediklerinin iddia edilmesine rağmen, iddiaya ilişkin olarak şikayet konusu edilen evrakın dahi dosya arasına alınmadan, şüphelilerin iftira yahut suç uydurma suçuna vücut verecek beyanları olup olmadığı hususu irdelenmeksizin ve herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadan, dilekçenin anayasal bir hakkın kullanımı olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği gözetilmeksizin itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.01.2017 gün ve 11715 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.01.2017 gün ve KYB/2017…2114 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Şikayetçi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin şüpheli … yetkililerinin Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları 31.01.2015 tarihli suç duyurusu ile Belediye Başkanı …’a yönelik iftira ve suç uydurma suçlarını işledikleri iddiasıyla yaptığı şikayet üzerine başlatılan soruşturma sonucunda şüphelilerin anayasal bir hak olan şikayet hakkını kullandıklarından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve verilen bu karara karşı yapılan itirazın, mercii tarafından reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

Ceza Muhakemeleri Kanununda;

“Madde 160 – (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.

Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.

Madde 172 – (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.

Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3) (Değişik fıkra: 18.06.2014…6545 S.K./71. md) sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik fıkra: 25.05.2005…5353 S.K./26.mad.) Sulh Ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.

(5) Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.”
şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet Savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.

Soruşturmaya konu olayda; şikayetçi vekilinin dilekçesinde bahsedilen 31.01.2015 tarihli suç duyurusuna ilişkin soruşturma evrakının dosyaya eklenmesi, şüphelilerin açık kimlik bilgilerinin tespiti ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, herhangi bir soruşturma işlemi yapılmadan, şikayet hakkının anayasal bir hak olduğundan bahisle verilen kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına kararına yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiş ve anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin 10.12.2015 gün, 2015/4746 değişik iş sayılı itirazın reddine ilişkin kararının CMK.nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 01.02.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
 
Üst