Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
Katılım
13 Ocak 2018
Mesajlar
533
Beğeniler
1
Puanları
18
Konum
Ankara
Web sitesi
www.yargikararlari.net
#1
İnsanlar Üzerinde Yapılmış 10 Korkunç Deney

Bu liste, bazı okuyuculara zarar verebilecek insan deneylerinin açıklamalarını ve görüntülerini içerir.

İnsan deneyleri ve araştırma etiği zaman içinde gelişti. Bazen, insan deneyi konusu mahkumlar, köleler veya hatta aile üyeleridir. Bazı önemli vak’alarda, doktorlar başkalarının yaşamlarını tehlikeye atmak istemedikleri zaman kendileri üzerinde deneyler yapmıştır. Buna kendi kendine deney denir. Bu yazı, insanlar üzerinde yapılan en kötü ve etik olmayan 10 deneyin listesidir.

10) Stanford Hapishanesi Deneyi


Stanford Cezaevi Deneyi, tutsaklığa karşı insanların tepkilerinin ve cezaevindeki yetkililerin ve mahkûmların davranışsal etkilerinin psikolojik bir araştırmasıydı. Deney, Stanford Üniversitesi’nde psikolog Philip Zimbardoliderliğindeki bir araştırmacı ekibi tarafından 1971’de gerçekleştirildi. Lisans gönüllüleri, Stanford psikoloji binasının bodrumunda bir sahte cezaevinde yaşayan gardiyan ve mahkumlar olarak rol aldılar.

Tutuklular ve gardiyanlar rollerine hızla adapte olmuş, tahmin edilen sınırların ötesine geçerek tehlikeli ve psikolojik olarak zararlı durumlara yol açmışlardır. Gardiyanların üçte birinin “gerçekten” sadist eğilimleri sergilediği düşünülürken, pek çok mahkum duygusal olarak travmatize oldu ve bunların erkenden deneyden çıkarılması gerekiyordu. Sonunda Zimbardo, deneklerin giderek daha kötüye giden anti-sosyal davranışları yüzünden alarma geçti ve tüm deneyi erkenden sona erdirdi.

9) Canavar Çalışması


Canavar Araştırması, Iowa Üniversitesi’nden Wendell Johnson tarafından 1939’da düzenlenen Iowa, Davenport’taki 22 yetim çocuk üzerindeki bir kekeme deneyiydi. Johnson, deneyini yapmak için lisansüstü öğrencilerinden Mary Tudor‘u seçti ve araştırmalarını denetledi. Çocukları kontrol ve deney gruplarına yerleştirdikten sonra, Tudor, çocukların yarısına konuşmalarının akıcılığını dile getirerek olumlu konuşma terapisi ve diğer yarısına ise negatif konuşma terapisi verdi; çocukları her konuşma kusuru için küçültüyor ve onlara kekeme olduklarını söylüyordu. Deneyde negatif terapi gören normal konuşan yetim çocuklarının çoğunun olumsuz psikolojik etkiler ve yaşamı boyunca konuşma problemleri yaşadığı görüldü. İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından gerçekleştirilen insan deneylerinin ardından Johnson, itibarının zedelenmesinden korktuğu için “Canavar Çalışması (The Monster Study)” adlı çalışmasını gizli tuttu. Iowa Üniversitesi 2001’de Canavar Çalışması için özür diledi.

8) Proje 4.1
Proje 4.1 deney.jpg
Proje 4.1, Birleşik Devletler tarafından Marshall Adaları sakinlerinin, beklenmedik bir şekilde büyük verim alınan Bikini Atoll’daki Bravo Kalesinde 1 Mart 1954’te yapılan nükleer deney sonucu radyoaktif atığa maruz kaldıkları bir tıbbi araştırmaydı. Deneyden sonraki ilk on yıl boyunca etkiler belirsizdi ve radyasyona maruz kalma ile ilişkilendirmek zordu: radyasyona maruz kalmış Rongelap kadınları arasındaki düşükler ve ölü doğumları, kazadan sonraki ilk beş yıl içinde ikiye katlandı; bazı gelişme ve büyüme bozuklukları çocuklarda ortaya çıkmış, ancak bitmemiştir. Takip eden on yıldaki etkiler inkar edilemezdi. Çocuklar orantısız bir şekilde tiroid kanserinden (radyodiyotinlere maruz kalındığı için) acı çekmeye ve 1974 yılına gelindiğinde neredeyse üçte biri neoplazmaya maruz kalmaya başladılar.

Enerji Radyasyon Enstitüsünün insan radyasyon deneyleri üzerine yazdığı yazıdaki gibi, “AEC ve Kale deneylerini yürüten Ortak Görev Gücünün radyasyon etkileri üzerine yaptıkları bu araştırma ile radyasyona maruz kalmış popülasyonların tedavisinin doğrudan doğruya bağlantılı olduğu görülüyor.”

DOE raporunda ayrıca “çok amaçlı DOE tıbbi raporuna göre Marshall’lıların radyasyon deneyinde kobay olarak kullanıldığını” ileri sürdü.

7) MKUltra Projesi
MKUltra projesi.jpg
Proje MKULTRA (MK-ULTRA), 1950’lerin başında başlayan ve en azından 1960’ların sonlarına doğru devam eden Bilimsel İstihbarat Bürosu tarafından yönetilen bir CIA zihinsel kontrol araştırma programının kod adıydı. Projede, kişinin zihinsel durumlarını manipüle etmek ve beyin işlevini değiştirmek için birçok yöntemin yanı sıra uyuşturucu maddelerin gizlice kullanıldığına dair çok sayıda kanıt bulunmaktadır.

Deneyler, reaksiyonlarını incelemek için LSD maddesini CIA çalışanlarına, askeri personele, doktorlara, diğer hükümet temsilcilerine, fahişelere, zihinsel rahatsızlığı olan hastalara ve halka enjekte etmeyi içeriyordu. LSD ve diğer uyuşturucular, genellikle, konu hakkında bilgilendirme yapmadan ve onay almadan uygulanırdı; bu, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra uymayı kabul ettiği Nürnberg Yasası’nı ihlal etmektedir.

“Yeni birilerini almak” konusundaki çabalar çoğu kez yasadışıydı, hatta ilaçların uygulanmakta olduğu gerçeğini göz ardı ettiler (Ancak, LSD kullanımı, örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde 6 Ekim 1966 tarihine kadar yasaldı).

1973’te CIA Direktörü Richard Helms, tüm MKULTRA dosyalarının yok edilmesini emretti. Bu emre uygun olarak, projeyle ilgili CIA belgelerinin çoğu yok edildi, MKULTRA’nın tam bir incelemesinin yapılması neredeyse imkansızlaştı.

6) Ayrımcılık Projesi
Ayrımcılık Projesi.jpg
Güney Afrika’nın ayrımcılık ordusu 1970’lerde ve 1980’lerde beyaz lezbiyen ve gay askerlerini ‘cinsiyet değiştirme’ operasyonlarına zorladı ve birçok kişiyi kimyasal hadım, elektriksel şok ve diğer etik olmayan tıbbi deneylere tabi tuttu. Tam sayı bilinmemekle birlikte, eski ayrımcılık ordusu cerrahları, askeri hastanelerde eşcinselliğin kökünü kazımaya hizmet eden çok gizli bir programın bir parçası olarak 1971-1989 yılları arasında 900’e kadar insana zorla ‘cinsiyet değiştirme’ operasyonu yapıldığını tahmin ediliyor.

Ordu psikiyatrları, papazlar yardımıyla, şüphelenilen eşcinselleri silahlı kuvvetlerden mütecavizane bir şekilde bulup çıkardılar, bunları, Pretoria yakınlarındaki Voortrekkerhoogte Askeri Hastanesi’ndeki askeri psikiyatri birimlerine, 22/1 Askeri Psikiyatri Birimlerine gönderdiler. Uyuşturucu, engelleme terapisi, hormon tedavisi ve diğer temel “psikiyatrik” yöntemlerle “iyileştirilemeyen” kişiler kimyasal olarak hadım edildi veya cinsiyet değişikliği operasyonları yapıldı.

Lezbiyen asker istismarı vakaları belgelenmiş olmasına rağmen kurbanların çoğu, ayrımcılık ordusuna asker olarak yazılmış 16 ila 24 yaşındaki genç beyaz erkekler gibi görünüyordu.

Aubrey Levin (araştırmanın başı) şimdi Calgary Tıp Fakültesi’nden Psikiyatri Bölümünde (Adli Tıp Bölümü) Klinik Profesörüdür. Hem Alberta Hekim ve Cerrahi Koleji’nin daimi üyesi hem de özel muayenehanesinde çalışan biri.

5) Kuzey Kore Deneyi
Kuzey Kore Deneyi.jpg
Kuzey Kore insan deneylerinin birçok raporu var. Bu raporlar, II. Dünya Savaşı’nda Nazi ve Japonya insan deneyleriyle benzer nitelikte insan hakları ihlallerini göstermektedir. Bu insan hakları ihlallerine dair iddialar, Kuzey Kore hükümeti tarafından reddedildi. Kuzey Kore hükümeti, Kuzey Kore’deki tüm tutsaklara insancıl davranıldığını iddia ediyor.

Eski bir Kuzey Koreli kadın mahkum, 50 sağlıklı kadın tutsağın seçildiğini ve şimdiye kadar yiyenlere acı vermesine rağmen bütün kadınların yemesi gereken zehirli lahana yapraklarının verildiğini anlatıyor. Kanlı kusma ve anal kanama şikayetiyle 20 dakika sonra 50 kişi öldü. Yemek yemeyi reddetmek, onlara ve ailelerine karşı tehdit anlamına gelecekti.

Kwon Hyok, Güvenlik Başkanlığındaki Kamp 22’yi, normalde bir aile olan 3 veya 4 kişinin deneysel süje olduğu zehirli gaz, boğucu gaz ve kan deneyleri için donatılmış laboratuvar olarak tanımladı. Tıbbi kontroller yapıldıktan sonra, odacıklar kapatılır ve zehir bir tüp vasıtasıyla enjekte edilirken, “bilim insanları” yukarıdaki camdan gözlem yaparlar. Kwon Hyok, anne-baba, bir oğul ve bir kızdan oluşan bir ailenin boğucu gazdan ölüşünü; ebeveynler dayandıkları sürece çocuklarını ağızdan ağızdan resüsitasyonla kurtarmaya çalıştıklarını izlediğini iddia ediyor.

4) Sovyetlerin Zehirli Laboratuarı
Sovyetlerin Zehirli Laboratuarı.jpg
Laboratuar 1, Laboratuar 12 ve “Oda” olarak da bilinen Sovyet gizli servislerinin Zehirli laboratuarı, Sovyet gizli polis teşkilatlarının gizli bir zehir araştırma ve geliştirme tesisiydi. Sovyetler, Gulag’tan (“halkın düşmanları”) mahkumlar üzerinde hardal gazı, risin, digitoksin ve diğerleri dahil olmak üzere ölümcül bazı zehirleri test ettiler. Deneylerin amacı, otopside ölüm sonrası küflenemeyen, sonradan tespit edilemeyen kimyasalların bulunmasıydı. Bahsedilen zehirler mağdurlara bir yemek ya da içki ile “ilaç” gibi verilmiştir.

Sonunda, C-2 adı verilen arzu edilen özelliklere sahip bir preparasyon geliştirildi. Tanık ifadelerine göre kurban fiziksel olarak değişti, kısaldı, hızla zayıfladı, sakin ve sessiz kaldı ve on beş dakika içinde öldü. Mairanovsky, labarotuvara her zehrin etkisi hakkında daha kapsamlı bir görüntü elde etmek için çeşitli fiziksel koşullara ve yaşlara sahip insanlar getirdi. Mairanovsky, insan deneylerine ilaveten, Mairanovsky bizzat, Pavel Sudoplatov’un nezaretinde, zehirlenen insanları sergiledi.

3) Tuskegee Frengi Çalışması


Tuskegee Siyahi Erkeklerde Tedavi Edilmemiş Frengi Çalışması, 399 (ve frengi olmayan 201 kontrol grubu) yoksul -ve çoğunlukla okuma yazma bilmeyen- Afrika kökenli Amerikan, frengili olduğunu bilmeyen, toprak kirasını ürünüyle ödeyen çiftçi ile Alabama, Tuskegee’de 1932-1972 yılları arasında yürütülen klinik bir araştırmadır.

Deneklerin bakımına gereken özen gösterilmemesi ve klinik çalışmalarında hastaların korunmasındaki büyük değişiklikler nedeniyle bu çalışmanın adı kötüye çıktı. Tuskegee Frengi Çalışmasına kayıtlı kişilerin bilgilendirilmiş onam vermediği ve teşhisi konusunda bilgilendirilmediği; bunun yerine “hasta” oldukları ve ücretsiz tıbbi tedavi alabildikleri, klinikte gezdikleri, yemek yedikleri ve öldüklerinde katılım karşılığında defin sigortası yaptırdıkları söylendi. 1932’de çalışmaya başlandığında, frengi standart tedavileri zehirli, tehlikeli ve kesin olmayan etkiler gösterdi. Çalışmanın asıl amacının bir kısmı, hastaların bu toksik ilaçlarla tedavi edilmemesinin daha iyi olup olmadığını belirlemektir. Birçok katılımcı için tedavi, kasten verilmedi. Birçok hastaya, hastalığın ölümcül ilerlemesini gözlemlemek için yalan söylenmiş ve plasebo tedavisi yapılmıştır.

Çalışmanın sonunda, yalnızca deneklerden 74’ü hayatta kaldı. Erkeklerin 28’i doğrudan frengiden, 100’ü komplikasyonlardan, 40’ının eşi hastalığın bulaşmasından öldü, 19’unun çocuğu doğuştan frengi ile doğdu.

2) Birim 731
birim 731.jpg
Birim 731, İkinci Çin-Japon Savaşı (1937-1945) ve II. Dünya Savaşı sırasında ölümcül insan deneyleri yapan Japon İmparatorluk Ordusu’nun gizli biyolojik ve kimyasal savaş araştırma ve geliştirme birimi idi. Bu birim, Japon personelleri tarafından yapılan en kötü savaş suçlarından bazılarının sorumlusuydu.

731 nolu birimin komutasında bulunan Komutan Shiro Ishii ve diğerlerinin acımasızlıklarının bazıları şunları kapsıyor: bilimsel araştırma amacıyla canlı insanlar üzerinde cerrahi deneyler yapma (doktorlar tarafından gebe bırakılan hamile kadınlar da dahil), tutukluların bacaklarının kesilerek vücudun diğer bölümlerine yeniden bağlama, bazı tutukluların bedenlerinin bir kısmının dondurulup çözülüp sonuçta ortaya çıkan tedavi edilmemiş kangreni inceleme. İnsanlar ayrıca el bombaları ve alev püsküren silahlar için yaşayan denek olarak kullanılıyordu. Mahkumlara, etkilerini incelemek için aşı adı altında hastalık türleri enjekte edildi. İlaçsız cinsel yolla bulaşan hastalıkların etkilerini incelemek amacıyla, erkek ve kadın mahkumlara kasıtlı olarak frengi ve belsoğukluğu tecavüz yoluyla bulaştırıldı ve daha sonra üzerinde çalışıldı.

Savaşın bitiminde Amerikan İşgal Yetkilileri tarafından imtiyazlı muafiyet tanınmış olan Ishii, suçlarından dolayı hiçbir zaman hapse girmedi ve 67 yaşında gırtlak kanserinden öldü.

1) Nazi Deneyleri
nazi deneyleri.jpg
Nazi insanî deneyi, 2. Dünya Savaşı sırasında toplama kamplarında Alman Nazi rejimi tarafından çok sayıda insan üzerinde yapılan tıbbi deneylerden oluşuyordu. Auschwitz’de Dr. Eduard Wirths başkanlığında seçilen tutuklular, savaşta Alman askeri personele yardım etmek, yaralanan askeri personelin iyileşmesini sağlamak için tasarlanan çeşitli deneylere tabi tutuldu. Toplama kamplarındaki ikiz çocuklarla ilgili deneyler, ikizlerin genetik ve öjenik içerisindeki benzerlik ve farklılıklarını göstermek ve insan vücudunun doğal olmayan bir şekilde manipüle edilip edilemeyeceğini görmek için yapıldı. Deneylerin merkezi lideri, 1500’den fazla tutuklu ikizin üzerinde deneyler yapan Dr. Josef Mengele idi. Bunların 200’den fazlası hayatta kaldı. Dr. Mengele, genetik testlerini ikizler üzerinde yapmıştı.

1942’de Luftwaffe, hipotermiye nasıl davranacağını öğrenmek için deneyler yaptı. Bir çalışmada, deneklerin üç saate kadar buzlu su tankına katlanmalarını araştırmıştır. Bir başka çalışmada mahkumları, donma sıcaklığının altında açık havada birkaç saat çıplak bıraktı. Deneyciler, hayatta kalanların yeniden ısınma yollarını değerlendirdiler.
 

Ekli dosyalar

Konu başlatan Benzer konular Forum Cevap Tarih
Yargı Kararları Hukuki Haberler ve Yazılar 0

Benzer konular

Üst