19.HD İpotek Verenin İpotekli Taşınmazların Paraya Çevrilmesi Sebebiyle Uğradığı Zararlar Konusunda Asıl Borçludan

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
Katılım
13 Ocak 2018
Mesajlar
625
Beğeniler
1
Puanları
18
Konum
Ankara
Web sitesi
www.yargikararlari.net
#1
Daire/Kurul
19. HUKUK DAİRESİ
Esas No
2017/4585
Karar No
2018/1831
Karar Tarihi
4 Nis 2018
İpotek Verenin İpotekli Taşınmazların Paraya Çevrilmesi Sebebiyle Uğradığı Zararlar Konusunda Asıl Borçludan Talepte Bulunması Mümkün İse de Kefillere Yönelik Talepte Bulunması Mümkün Olmadığından, Asıl Borçlu İle Birlikte Kefilleri Yönünden de Kabul Kararı Verilmesi

(YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ ESAS 2017/4585 KARAR 2018/1831)

Dava, davalıya ait kredi borcunun ipotek veren davacı tarafından ödenmesi nedeniyle, ödenen miktarın asıl borçlu davalı ve kefiller diğer davalılardan rücuen tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.

Dava konusu genel kredi sözleşmesinin imzalandığı ve ipoteklerin tesis edildiği tarih itibariyle olaya uygulanması gereken kanun 818 Sayılı BK olup, 6098 S.K.'da yer alan düzenlemenin muadili olan BK hükmünde rehinle ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Uygulanması gereken BK 109. maddesiyle TMK 884. maddelerinin de davalı kefiller yönünden davacıya bir rücu hakkı vermediği görülmektedir.

Davacı ipotek verenin ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi sebebiyle uğradığı zararlar konusunda lehine ipotek verdiği asıl borçlu davalıdan talepte bulunması mümkün ise de kefillere yönelik talepte bulunması mümkün olmadığından, davalı asıl borçlu ile birlikte kefilleri yönünden de kabul kararı verilmesi bozmayı gerekmiştir.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün bir kısım davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilinin gelmiş olmalarıyla, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Dava, davalı şirkete ait kredi borcunun ipotek veren davacı tarafından ödenmesi nedeniyle, ödenen miktarın asıl borçlu davalı şirket ve kefiller diğer davalılardan rücuen tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının, davalı şirket lehine taşınmazını ipotek verdiği, davalı şirketin borcunu ödememesi sebebiyle yapılan takip sonucu davacıya ait taşınmazın satıldığı, borçlu şirketin bankaya alan borcuna diğer davalıların da müşterek borçlu ve müteselsil kefil oldukları, davacının ise kredi sözleşmesini sadece rehin veren sıfatıyla imzaladığı, ödediği miktarın tamamını davalılardan talep edebileceği gerekçeleriyle davanın kabulüne, asıl alacağın % 20'si oranında inkar tazminatının davalılardan birinin mirasçıları hariç diğer davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizin 07.06.2016 gün 2016/4114Esas- 2016/10269 Karar sayılı ilamı ile ; “Mahkemece, hükmün gerekçe kısmında “davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” denilerek davacının itirazın iptali ve % 40 icra inkar tazminatı talebinin tümüyle kabul edildiği belirtilmiş ise de, hüküm fıkrasında davacı lehine % 20 icra inkar tazminatının davalılardan birinin mirasçıları dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş olup, hüküm ile gerekçe arasında icra inkar tazminatı yönünden oluşan bu çelişki sebebiyle HMK.'nun 294. ve 297. maddesi uyarınca hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacının , Kardeşler ... Ltd.Şti.nin doğmuş ve doğacak bütün borçlarının teminatı olmak üzere taşınmazını ... T.A.Ş. lehine ipotek verdiği, Kardeşler ... Ltd.Şti.nin borcunu ödememesi sebebiyle temlik alacaklısı tarafından aleyhine takip yapıldığı ve bu takip sonucu davacıya ait taşınmazın satıldığı , borçlu şirketin borcuna diğer davalıların da müşterek borçlu ve kefil oldukları, davacının ise sadece rehin veren sıfatı ile kredi sözleşmesi altında imzası bulunduğu , ödediği miktarın tamamını kredinin asıl borçlusu ile müşterek borçlulardan isteyebilmesi mümkün olduğu gereçesiyle davanın kabulüne, ancak takip ve dava tarihi itibariyle %20 oranında icra inkar tazminatı talep edebileceğinden icra tazminatına dair fazlaya dair talebin reddine dair karar verilmiş hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava dışı banka ile davalı kredi müşterisi ve kefiller arasındaki kredi sözleşmesi 06.07.2007 tarihli olup davacı tarafından bu sözleşme ipotek veren sıfatıyla imzalanmış ve daha sonra 27.07.2007 ,30.05.2008 tarihlerinde üç adet taşınmazı üzerinde ipotek tesis edilmiş ve ipotekli taşınmazlar cebri icra sonucu satılarak paraya çevrilmiştir.

6098 Sayılı TBK ‘unu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup genel kredi sözleşmesinin imzalandığı ve ipoteklerin tesis edildiği tarihte 818 Sayılı BK ‘unu yürürlüktedir.6101 Sayılı Türk Borçlar Kanunun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki kanunun 1. maddesi gereğince somut olayda 818 Sayılı Borçlar Kanunun uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla somut olayda TBK'unun 596/1-4 uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Olaya uygulanması gereken TBK 596. maddesinin muadili BK'unun 496. maddesinde ise rehinle ilgili bir düzenleme bulunmamaktadır. Yine somut olaya uygulanması gereken BK 109. maddesiyle TMK 884. maddelerinin de davalı kefiller yönünden davacıya bir rücu hakkı vermediği görülmektedir. Davacı ipotek verenin ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi sebebiyle uğradığı zararlar konusunda lehine ipotek verdiği asıl borçlu davalı şirkete yönelik olarak talepte bulunması mümkün ise de kefillere yönelik olarak talepte bulunması mümkün değildir.Mahkemece davalı asıl borçlu şirket ile birlikte asıl borçlunun kefilleri yönünden de kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan temyiz eden davalılar yararına takdiren 1.630,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak temyiz eden davalılara verilmesine, peşin harcın istenmesi halinde temyiz eden davalılara iadesine, 04.04.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
 
Üst