22.HD İş Sözleşmesi, Davacının Kesintisiz Biçimde Raporlu Olduğu Sürenin İhbar Önelini Altı Hafta Aşması Nedeniyle

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
Katılım
13 Ocak 2018
Mesajlar
634
Beğeniler
1
Puanları
18
Konum
Ankara
Web sitesi
www.yargikararlari.net
#1
Daire/Kurul
22. HUKUK DAİRESİ
Esas No
2018/8363
Karar No
2018/23924
Karar Tarihi
8 Kas 2018
İş Sözleşmesi, Davacının Kesintisiz Biçimde Raporlu Olduğu Sürenin İhbar Önelini Altı Hafta Aşması Nedeniyle İşveren Tarafından Haklı Sebeple Feshedildiğinden, Davacının Savunmasının Alınması Zorunluluğu Yoktur

(YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ ESAS 2018/8363 KARAR 2018/23924)

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket bünyesinde 13.01.1997 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin davalı işverence 27.02.2017 tarihinde feshedildiğini, müvekkilinin işten çıkarılmasını gerektirecek hiçbir sebep yokken, geçerli bir gerekçe gösterilmeden işten çıkarılması hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesini, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreler için ücret ve diğer tüm haklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkil şirket nezdinde çalışan davacı işçinin 09.08.2016 tarihinde işten çıktıktan sonra mesai saatleri dışında trafik kazası geçirdiğini ve 10.08.2016 tarihinden bu yana raporlu olduğundan çalışmadığını, davacının raporlu olduğu sürelerin toplamı İş Kanunu madde 17'de yer alan bildirim sürelerini altı hafta aşması sebebi ile iş akdi İş Kanunu madde 25/1-b uyarınca 27.02.2017 tarihinde haklı nedenle derhal feshedildiğini, fesih işlemi hukuka ve usule uygun olarak, tüm işçilik alacakları ödenerek gerçekleştirildiğini beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davalı işverenin iş sözleşmesini feshinin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, işçinin sağlık nedeni ile iş görme edimini yerine getirmemesi, verimi ile ilgili olduğu ve savunmasının alınması gerektiği davacının iş sözleşmesinin sağlık sebepleri ile feshedilmesine karşın, fesih öncesinde savunmasının alınmamış olmasının feshin geçersizliği sonucunu doğurduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

4857 Sayılı İş Kanunu'nun “İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlıklı 25. maddesinin ilk cümlesine göre, “Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir.”

4857 Sayılı Kanun'un 25. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde “(a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17. maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74. maddedeki sürenin bitiminde başlar.”

Diğer taraftan “Sözleşmenin feshinde usul” başlıklı aynı Kanunun 19. maddesinin ikinci fıkrasına göre ise “Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25. maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.” Madde gerekçesinde ise “Belirsiz süreli iş sözleşmesi, işçinin davranışı veya verimi ile ilgili bir nedenle feshediliyor ise, ona önce hakkındaki iddialara karşı savunma fırsatı verilecektir. Ancak, işçinin zihinsel veya bedensel yetersizliği, arkadaşları veya amirleri ile sıkça ve gereksiz yere tartışmaya girişmiş olması gibi durumlarda savunmasının alınması işverenden beklenemeyecektir. Kuşkusuz, İş Kanunu 25. maddesinin (II) numaralı bendindeki şartlar gerçekleşmiş ise, işveren buna göre bildirimsiz (derhal) fesih hakkını kullanabilecektir.”

4857 Sayılı Kanun'un 25. maddesinin son fıkrasına göre “İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21. madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.” Söz konusu hükümde de, açık olarak aynı Kanunun 19. maddesine atıf yapılmaması da, 25. maddeye dayanılarak yapılan fesihlerde savunma alma zorunluluğu bulunmadığını ortaya koymaktadır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 19.10.2018 tarih ve 2017/9 esas ve 2018/10 karar sayılı ilamında da 4857 Sayılı Kanun'un 25/I-(b) fıkrasınına göre yapılan fesihlerde savunma alma zorunluluğu bulunmadığı kabul edilmiştir.

Somut olayda davalıya ait işyerinde polisajcı olarak çalışan davacının iş sözleşmesi davalı işveren tarafından raporlu olduğu sürenin ihbar önelini altı hafta aşması üzerine 4857 Sayılı Kanun'un 25/I-(b) fıkrasının 2. bendi uyarınca feshedilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının 11.08.2016 - 21.09.2016, 22.09.2016 - 19.10.2016, 20.10.2016 - 23.11.2016, 24.11.2016 - 28.12.2016, 29.12.2016 - 26.01.2017, 27.01.2017 - 22.02.2017, 23.02.2017 - 30.03.2017 tarihleri arasında geçirdiği trafik kazası nedeniyle raporlu olduğu görülmektedir. Buna göre; davacının kesintisiz biçimde raporlu olduğu sürenin, ihbar önelini altı hafta aştığı ve bunun üzerine işverence yasadan doğan bildirimsiz fesih hakkını kullanarak iş sözleşmesinin sonlandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacının iş sözleşmesi davalı tarafından haklı sebeple feshedildiğinden, yukarıda açıklanan sebeplerle davacının savunmasının alınması zorunluluğu bulunmadığı gözetilmeksizin davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Belirtilen sebeplerle, 4857 Sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-)Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi'nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-)Davanın REDDİNE,

3-)Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 35,90 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 4,50 TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 134,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-)Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

9-)Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.11.2018 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
 
Üst