9.HD İş Sözleşmesinin Feshinin Geçerliliği İçin İş Yeri Hekimleri Tarafından Düzenlenen İşçinin Maluliyetine Dair

Daire/Kurul
9. HUKUK DAİRESİ
Esas No
2017/26849
Karar No
2018/19505
Karar Tarihi
5 Kas 2018

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
13 Ocak 2018
680
1
18
Ankara
www.yargikararlari.net
#1
İş Sözleşmesinin Feshinin Geçerliliği İçin İş Yeri Hekimleri Tarafından Düzenlenen İşçinin Maluliyetine Dair Rapor Yeterli Olmayıp, Kamu Hastaneleri Tarafından Düzenlenecek Sağlık Heyet Raporunun Alınması Gerekmektedir

(YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ ESAS 2017/26849 KARAR 2018/19505)

Dava, feshin geçersizliği ile işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesi istemine ilişkindir. Olayda, almış olduğu sağlık raporları sebebiyle derhal fesihlerde işçiden savunma alınması gerekmediği şeklindeki içtihadı birleştirme kararı karşısında savunma alınması gerekmediğinden, gerekçe bu anlamda yerinde değildir. İstinaf dairesince karar gerekçesinde belirtildiği üzere feshe dayanak “İş yeri sağlık kurul raporu” başlıklı iş yeri hekimleri tarafından düzenlenen “işçinin maluliyeti nedeni ile işyerinde çalışması durumunda sağlığının ileri derecede olumsuz yönde etkileneceği” ne dair rapor yeterli olmayıp, davacı hakkında kamu hastaneleri tarafından düzenlenebilecek sağlık heyet raporunun alınması gerekmektedir. Ardından davalı iş yerinde alanında uzman bilirkişi heyeti ile inceleme yaptırılarak davacının görev tanımı ve yeterliliğine uyan çalışabileceği pozisyon olup- olmadığının araştırılarak sonuca gidilmesi gerekir.

Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, davacının 03/09/2008 tarihinden itibaren davalı şirkette çalışmakta iken 26/11/2014 tarihinde iş kazası geçirdiğini Sosyal Güvenlik kurumu tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporunda sürekli iş göremezlik oranının %32,20 tespit edildiği, müvekkilinin geçirdiği iş kazasından sonra işyerinde muhtelif yerlerinde çalıştığını, müvekkilinin geçirdiği iş kazası sebebiyle işveren aleyhine 1.İş Mahkemesi'nin 2016/651 Esas sayılı dosyasından iş kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat davası açtığı, müvekkilinin açtığı dava sonrası işveren tarafından iş sözleşmesinin 4857 Sayılı Kanun'un 25/I maddesine istinaden sağlık nedenleri ile fesih edildiğini, iş sözleşmesinin geçerli bir neden olmaksızın fesih edildiğini iddia ederek; feshin geçersizliğinin tespitini, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 8 aylık ücreti tutarında belirlenmesine, boşta geçen süreye dair 4 aylık ücret alacağının ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacının 05/05/2010-12/12/2016 tarihine kadar müvekkili şirket bünyesinde kaynakçı olarak çalıştığını, davacının 26/11/2014 tarihinde iş kazası geçirdiğini, ve sürekli iş göremezlik oranının %32,20 olarak tespit edildiğini, davacının iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ve yasal hakları ödenerek İş Kanunu'nun 25/I maddesine istinaden fesih edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, davalı işveren tarafından ibraz edilen davacıya ait rapor durumuna dair çizelge incelendiğinde davacının raporları kesintisiz olmadığı, davalı işveren tarafından ibraz edilen çizelgeye göre en son 02/11/2016 tarihinde bir gün süreli rapor aldığı ve bu tarihten iş sözleşmesinin fesih edildiği 12/12/2016 tarihine kadar davacının raporunun bulunmadığı, davacının iş yerinde geçirdiği kaza sebebiyle işveren aleyhine ... 1.İş Mahkemesi'nin 2016/651 Esas sayılı dosyası ile 07/11/2016 tarihinde maddi ve manevi tazminat davası açtıktan sonra iş sözleşmesinin fesih edildiği, davacının iş kazası geçirdiği 26/11/2016 tarihinden sonra iş yerinde değişik bölümlerde çalıştığı, işveren tarafından yapılan feshin ihbar önel süreleri ile uyuşmadığı gibi, iyi niyetle ve feshin son çare olması ilkesi ile bağdaşmadığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacının kusuru bulunmadan iş akdi feshedildiğinden savunmasının alınmamasının hukuka uygun olduğu, davacının işyerinde çalışmasının mümkün olup olmayacağı hususunda rapor aldırılmadan hüküm tesis edilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı işçinin iş sözleşmesinin, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/I maddesi uyarınca sağlık nedenleri ile davalı işverence feshedilmiş, ancak fesih öncesi fesih nedenine göre savunması alınmadığı, davacının iş sözleşmesinin sağlık sebepleri ile feshedilmesine karşın, fesih öncesinde savunmasının alınmamasının feshin geçersizliği sonucunu doğurduğu, davacının maluliyeti nedeni ile işyerinde çalışmasının mümkün olmadığına dair 2 işyeri hekimince imzalanmış rapor dosyaya sunulmasına rağmen ilgili raporun 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 25/1-b maddesinde öngörülen "Sağlık Kurulu Raporu" mahiyetinde olmadığı, bu husus bir eksiklik ise de davacının savunmasının alınmamış olması karşısında sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına karşı davalı vekili tarafından süresinde temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

Dosya içeriğine göre; İstinaf dairesince fesih öncesi davacının savunmasının alınmamış olmasının feshin geçersizliği sonucunu doğurduğu kabul edilmiş ise de; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 19.10.2018 tarih, 2017/ 9 Esas sayılı “ 4857 Sayılı Kanun'un 25/ 1-b maddesi gereğince almış olduğu sağlık raporları sebebiyle derhal fesihlerde işçiden savunma alınması gerekmediği” şeklindeki içtihadı karşısında savunma alınması gerekmediğinden, gerekçe bu anlamda yerinde değildir. Bunun yanı sıra İstinaf dairesince karar gerekçesinde belirtildiği üzere feshe dayanak “ İş yeri sağlık kurul raporu” başlıklı iş yeri hekimleri tarafından düzenlenen “ işçinin maluliyeti nedeni ile iş yerinde çalışması durumunda sağlığının ileri derecede olumsuz yönde etkileneceği” ne dair rapor yeterli olmayıp, davacı hakkında kamu hastaneleri tarafından düzenlenebilecek sağlık heyet raporunun alınması gerekmektedir. Ardından davalı iş yerinde alanında uzman bilirkişi heyeti ile inceleme yaptırılarak davacının görev tanımı ve yeterliliğine uyan çalışabileceği pozisyon olup- olmadığının araştırılarak sonuca gidilmesi gerektiğinden, hükmün açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istenmesi halinde ilgilisine iadesine, 05.11.2018 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.