Hoşgeldiniz

Şimdi bize katılın! Kayıt olduktan ve giriş yaptıktan sonra, konular oluşturabilir, mevcut konulara cevap gönderebilir ve çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Ayrıca hızlı ve tamamen ücretsiz, bu yüzden ne bekliyorsunuz?

  • Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz. Daha fazla bilgi edin.

HB İstinat Duvarının Park Halindeki Aracın Üzerine Yıkılması Sonucu Uğranılan Maddi Zararın Tazmini İstemiyle

Daire/Kurul
Hukuk Bölümü
Esas No
2017/781
Karar No
2017/848
Karar Tarihi
25 Ara 2017

Admin

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
Katılım
13 Ocak 2018
Mesajlar
499
Beğeniler
1
Puanları
18
Konum
Ankara
#1
İstinat Duvarının Park Halindeki Aracın Üzerine Yıkılması Sonucu Uğranılan Maddi Zararın Tazmini İstemiyle Açılan Davanın İdari Yargı Yerinde Görülmesi Gerektiği Hakkında

İstinat duvarının, park halinde bulunan, aracın üzerine yıkılması sonucu uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tazmini istemiyle açılan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi kapsamında, İDARİ YARGI YERİNDE görülmesi gerektiği hk.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Gümüşhane Belediyesinin karşısında Tekke Köyü istikametine doğru otobüs durağı ile karakol ışıkları arasında toprak kayması meydana gelmiş ve istinat duvarının çökmüş olduğunu, heyelanın meydana gelmiş olduğu noktaya park etmiş olan Gümüşhane E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun genel bütçe demirbaşına kayıtlı bulunan 2014 model 29 AN …. plakalı aracın maddi hasar gördüğünü, olay yeri inceleme raporuna göre Ford Transit marka otonun sol ön ve arka lastiklerinin patlak, ön camı üzerine kayalar düşmesi nedeni ile ön camının kırık ve otonun sağ tarafının tamamen kayalarla çevrilmiş olduğunun görüldüğünü, yapılan komisyon muayene ve kontrol raporuna göre aracın ağır hasar alarak ekonomik ömrünü doldurduğunu ileri sürerek, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere heyelan sonucu davacı kuruma ait araçta meydana gelen zarar ile 6100 sayılı yasanın 107.maddesi uyarınca belirlenecek 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.

ERZURUM 1. İDARE MAHKEMESİ: 6.10.2016 gün ve E:2016/1586, K:2016/847 sayı ile, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110'uncu maddesinde, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının, adli yargıda görüleceği belirtildikten sonra, zarar görenin kamu görevlisi olmasının da bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemeyeceği vurgulanmak suretiyle zikredilen Kanundan doğan her türlü davanın her halükârda adli yargıda görüleceğinin belirtildiği; bu nedenle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karara karşı davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi: 14.4.2017 gün ve E:2017/509, K:2017/570 sayı ile, uyuşmazlıkta, kanun hükmü uyarınca konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararların kesin olması ve dava konusu uyuşmazlık miktarının bu sınırın altında kalması nedeniyle; davacının istinaf yolu başvurusunun incelenmeksizin reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.

Davacı vekili bu kez aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.

GÜMÜŞHANE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 12.7.2017 gün ve E:2017/197, K: 2017/368 sayı ile, davanın hizmet kusuru nedenine dayalı tazminat davası niteliğinde olduğu ve hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar yönünden idare aleyhine tam yargı davasının idari yargı yerinde açılması gerektiği gerekçesiyle, mahkemelerinin yargı yolu açısından görevsizliğine, işbu dava dosyasındaki yargılamanın durdurularak, dosyanın 2247 Sayılı Yasanın 19/1 maddesi gereğince Yargı Yolu Uyuşmazlığının çözümlenmesi açısından uyuşmazlık mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

Davacı vekili, idari ve adli yargı yerlerince verilmiş olan görevsizlik kararları nedeniyle oluştuğu öne sürülen olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.

İNCELEME VE GEREKÇE

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Suna TÜRE, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN ve Birgül KURT’un katılımlarıyla yapılan 25.12.2017 günlü toplantısında:

l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; idari ve adli yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adli ve idari yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, Gümüşhane E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun genel bütçesine kayıtlı 29 AN 423 plakalı aracın, Gümüşhane Belediye binası karşısında Tekke Köyü istikametinde park halinde iken toprak kayması ve akabinde istinaf duvarının çökmesi sonucunda ağır hasar görmesi nedeniyle oluştuğu ileri sürülen 1.000,00 TL hasarın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.

Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.

Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.

Belediye aleyhine idare mahkemesinde açılan başka bir tazminat talepli tam yargı davasında, İdare Mahkemesi 2918 sayılı Yasanın 110.maddesinin 1.fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasaya aykırı olduğu kanısına varmış, İdare Mahkemesinin bu iki cümlenin iptali istemiyle yaptığı başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi 8.12.2011 gün ve E:2011/124, K:2011/160 sayı ve 8.11.2012 gün ve E:2012/118, K:2012/170 sayılı aynı içerikli iki kararı ile; “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun’dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceği öngörülmektedir. İtiraz başvurusunda bulunan mahkeme ise idare mahkemesi olup davaya bakmakta görevli ve yetkili mahkeme değildir.

Başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.” kararına varmıştır.

Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin benzer bir konuda İdare Mahkemesi’nin davaya bakmakla görevli bulunmadığı yolundaki kararları gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Uyuşmazlığa konu olayda ise, hasara uğrayan aracın, karayolunda seyir halinde olmadığı, olayın istinat duvarının yanında park halinde iken, heyelan sonucu duvarın aracın üzerine yıkılması nedeniyle meydana geldiği ve iddia olunan maddi zararın tazmini istemi ile dava açıldığı görülmüştür.

Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b. maddesinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

İdarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak, kişilere verdiği zararların tazmini istemiyle, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtel olanlar tarafından açılacak davaların görüm ve çözümünün, iptal ve tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.

Olayda da, istinat duvarının yıkılmasında davalı idarenin, önlemleri almadığından ötürü sözkonusu kazanın meydana geldiği iddiasının bir hizmet kusuruna yada kusursuz sorumluluğa, dolayısıyla maddi zarara yol açtığı iddiasının tam yargı davasına konu olabileceği kuşkusuzdur.

Kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin; kamu yararına uygun şekilde işletilip işletilmediğinin; hizmet kusuru ya da başka bir nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının yargısal denetiminin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde “idari dava türleri” arasında sayılan “idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davası” kapsamında, idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır.

Açıklanan nedenlerle, Erzurum 1. İdare Mahkemesinin 6.10.2016 gün ve E:2016/1586, K:2016/847 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Erzurum 1. İdare Mahkemesinin 6.10.2016 gün ve E:2016/1586, K:2016/847 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 25.12.2017 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. (UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ HUKUK BÖLÜMÜ
E. 2017/781 K. 2017/848)