9.HD İşverenin Yönetim Yetkisi Kapsamında Çalışanının Yıllık İznin Kullanacağı Tarih Aralığını Belirleme Yetkisi

Daire/Kurul
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/3445
Karar No
2017/21817
Karar Tarihi
19 Ara 2017

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
13 Ocak 2018
657
1
18
Ankara
www.yargikararlari.net
#1
İşverenin Yönetim Yetkisi Kapsamında Çalışanının Yıllık İznin Kullanacağı Tarih Aralığını Belirleme Yetkisi

Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, izin ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19/12/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı Şirkette teknik ressam olarak 21/03/2002 tarihinde çalışmaya başladığını, 1996-1999 tarihleri arasında da davalı iş yerinde çalıştığını, 07/05/2010 tarihinde davacıya çocuğu olması bahane edilerek yeterli performans alınmadığının söylendiğini, doğum nedeniyle kanuni izinlerini istemesi üzerine işverence izin verilmediğini ve bunun üzerine iş akdinin işverence 07.09.2010 tarihinde feshedildiğinin bildirildiğini, davacının özveri ve fedakarlıkla çalıştığını, 20.03.2010-01.07.2010 tarihleri arasında kanuni izinli olmasına rağmen doğumdan iki gün öncesi olan 05.05.2010 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini, davacının haftada 6 günü, dini ve ulusal bayramlarda çalıştığını, günlük mesainin 09:00-18:00 arasında olduğunu, çoğunlukla işe erken gelip, geç saatlere kadar çalıştığını, ancak karşılığı olan mesai veya ücretlerin ödenmediğini, 21.03.2002 tarihinden itibaren davalı işyerinde kesintisiz çalışmasına rağmen sigorta kayıtlarında giriş-çıkış yapıldığını, ücretinin 750,00 TL.’sinin bankaya, 1.250,00 TL’sinin ise elden ödendiğini, buna ilişkin maaş yazısının olduğunu, en son maaşının 2.000,00 TL olduğunu, davalı işverence baskı ile çalışanlardan işçilik hakları almadıkları halde alınmış gibi yazılar toplandığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının fazla mesai izin ücretinin ve yıllık izin ücretlerinin zamanaşımına uğradığını, iş akdinin davalı Şirket tarafından feshedilmediğini, 01.05.2004 tarihinden itibaren teknik ressam olarak çalışan davacının, 13.09.2010 tarihinden itibaren izin almadan ve bilgi vermeden işine devam etmediğini, iş görmezlik belgesindeki izin bitim tarihi olan 01.07.2010’da işinin başına döndüğünü, bu tarihten itibaren davacıya günde 3 saat süt izni verildiğini, bu nedenle de her gün saat 10:00-16:00 arasında çalıştığını, davacı vekilinin beyanının aksine sunulan resmi belge ile de anlaşılacağı üzere davacının kanuni izin hakkının 01.07.2010 tarihinde son bulduğunu, bu nedenle de davalının kanuni doğum izni kullandırmaması ya da doğum nedeniyle kanuni izin verilmemesinin söz konusu olmadığını, davacının kanuni doğum iznini kullandığını, akabinde Ramazan Bayramı tatili (08.09.2010-13.09.2010) sonrası olan 13.09.2010-20.09.2010 tarihleri arasında izin kullanmak istediğini, ancak talebinin iş yoğunluğu nedeniyle işverence kabul edilmeyip, Ekim ayı içinde ve sonrasında kullanabileceğinin bildirildiğini, davacının bunu makul karşılamadığını, akabinde Ramazan tatili bitimindeki ilk Pazartesi davacının işe gelmediğini, 13.09.2010 tarihinde ve devamında tutanak tutulduğunu, 15.09.2010 tarihli ihtarname ile ihtar edildiği, 17.09.2010 tarihli ihtarname ile tutanakların davacıya tebliğ edildiğini, davacının cevabı ihtarnamede iş akdinin haksız feshedildiğini bildirdiğini, bunun üzerine 20.09.2010 tarihli ihtarname ile işin başına dönmesi aksi halde iş akdinin fesih edileceğinin bildirildiğini, davalının iş akdini fesih etmediğini, davacının davranışına anlam veremediklerini, kısa bir süre sonra yeni bir işe başladığının öğrenildiğini, 28.09.2010 t.li ihtarname ile davacının iş akdinin îşK.m.25/n-g bendi uyarınca feshedildiğinin bildirildiğini, davalı işyerinde dini ve ulusal bayramlarda arife günü dahil çalışma olmadığını, fazla mesai alacağı talebinin yerinde olmadığını, 09:00-18:00 saatleri arasında çalışıldığını, 1 saat ara dinlenme olduğunu, davacının erken gelip geç çıkmadığını, işyerinin saat 18:00 da kilitlendiğini, 01.05.2004 tarihinden önceki yıllarda da davalı işyerinde çalıştığını ancak çocuğuna bakmak için işten kendi isteği ile ayrıldığını, sonrasında 01/05/2004 tarihinde tekrar çalışmaya başladığını banka dekontlarından ve bordrolardan anlaşılacağı üzere davacının son brüt ücretinin 1.050,00 TL olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak davacının doğum izni sonrasında yıllık izne ayrılmak istediği ancak davalı işverence izin talebinin koşullar uygun olmadığı için daha sonra kullanması gerekçesi ile reddedildiği ve devamsızlık nedeni ile iş akdinin feshedildiği, doğum sonrası işçilerin ücretsiz izin hakkı olduğu ve bu konuda işverenin bir takdir hakkı olmadığı davacının doğum sonrası izin talebinin davalı iş veren tarafından reddinin de yerinde olmadığı kanaatine varılarak davacının iş akdinin haksız olarak feshedildiği kanaatine varıldığından davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, kıdem tazminatının davalı işverenlikçe ödendiğinin ispatlanamadığı, davacının iş akdinin yasal ihbar önellerine uyulmadan sonlandırılması sebebiyle ihbar tazminatına da hak kazandığı, ihbar tazminatının davalı işverenlikçe ödendiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı davalı temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Dava işçinin, iş sözleşmesinin nasıl sona erdiği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.

Davacı işçi, iş sözleşmesinin doğum nedeniyle kanunî izinlerini istemesi üzerince işverence izni verilmeyerek 07.09.2010 tarihinde haksız olarak sona erdirildiğini iddia ederken davalı işveren ise davacının kanuni doğum izninin 01.07.2010 tarihinde son bulduğunu, iddianın aksine kanuni iznin kullandırılmaması gibi bir durumun sözkonusu olamayacağını, esasen davacının 13.09.2010-20.09.2010 tarihleri arasında izin kullanmak istediğini, ancak izin kullanmak istediği tarih aralığında Şirketin proje yoğunluğunun olması, 08.09.2010-13.09.2010 tarihleri arasında da Ramazan Bayramı tatilinin oluşu nedeniyle projelerinde tatil sonrasındaki haftalarda teslim edilmesi gerektiğinden davacının istediği tarih aralığında izin verilmediğini, işyeri yetkililerince iznini Ekim ayı içinde veya sonrasında kullanabileceğinin belirtildiğini, ancak davacı tarafın bunu makul karşılamadığını, akabinde de Ramazan Bayramı tatilinin bitimindeki işbaşı yapması gereken 13.09.2010 tarihinde ve takip eden günlerde işe gelmediğinden iş ilişkisinin sona erdiğini savunmuştur.

Mahkeme ise doğum sonrası işçilerin ücretsiz izin hakkı olduğu ve bu konuda işverenin bir takdir hakkı olmadığı, doğum sonrası izin talebinin davalı işverence reddinin de yerinde olmadığı, bu nedenle davalı işverence yapılan feshin haksız olduğu gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiş ise de; dosya içeriğinde yer alan iş göremezlik belgesinden davacının 07.05.2010-01.07.2010 tarihleri arasında doğum sonrası 8 haftalık yasal doğum iznini kullandığı, davacı tarafça imzası inkâr edilmeyen izin isteği formunda da “yıllık iznime mahsuben” açıklaması ile 13.09.2010-20.09.2010 tarihleri arasında izin talebinde bulunduğu görülmüştür. Dolayısıyla Mahkeme kabulünün aksine talep edilen izin doğum mazeretine dayalı olan bir izin olmayıp yıllık ücretli izin talebidir. İşverenin yönetim yetkisi kapsamında çalışanının yıllık iznin kullanacağı tarih aralığını belirleme yetkisi bulunmaktadır. Bu durum işverenin yönetim yetkisini kötüye kullanma hali dışında işçi için haklı fesih imkânı dahi oluşturmaz. Açılanan delil durumu karşısında davalı işverenin savunması dosya içeriğine göre ispatlanmıştır. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken dosya içeriği ile örtüşmeyen gerekçeyle kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.480.00 TL.duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesi ile peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (YARGITAY 9. Hukuk Dairesi E. 2016/3445 K. 2017/21817)
 

HAKKIMIZDA

  • Hukukun her geçen gün değişme ve güncelleme özelliği, ülkemiz mahkemelerindeki davalarda verilen kararlar açısından da geçerli olması hasebiyle içtihatlar gün geçtikçe farklılaşmakta ve çatışmaktadır. Özellikle hukukla ilgilenen avukatlar, hakimler, savcılar ve hukuk öğrencileri için tartışmasız olarak güncel kararları takip etmek zaruret olmuştur. Bu sebeple elimizden geldiğince güncel içtihatlara ulaşmanız için, bulunduğunuz forum sitesini kurduk.

    Yargikararlari.net, tüm vatandaşlarımızın yüksek mahkemelerin verdiği yargısal kararlara ulaşabilmesini sağlamak için kurulmuş bir forum sitesidir. Hukuk forumu olan sitemizde, Yargıtay kararları, Danıştay içtihatları, Anayasa Mahkemesinin itiraz, iptal ve bireysel başvuru hakkındaki kararları ve uluslararası hukuk alanındaki önemli yargı kararları yer almaktadır. Sizler de hukukla ilgili yazılarınızı veya elinize ulaşan kararları forumumuzda paylaşarak topluluğumuza katılabilirsiniz.

    yargıtay kararı sorgulama, yargıtay kararları arama motoru, içtihat arama motoru

User Menu