1.CD Kamu Davası Açılması İçin Yeterli Şüphe Oluştuğu halde Maktulün Cesedinin Bulunamamış Olmasının Suçun

Daire/Kurul
1. Ceza Dairesi
Esas No
2017/2343
Karar No
2018/2365
Karar Tarihi
21 May 2018

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
13 Ocak 2018
707
1
18
Ankara
www.yargikararlari.net
#1
Kamu Davası Açılması İçin Yeterli Şüphe Oluştuğu halde Maktulün Cesedinin Bulunamamış Olmasının Suçun Oluşumunu Etkilemeyeceğinden İddianamenin İadesi Doğru Değildir

(Yargıtay 1. Ceza Dairesi ESAS 2017/2343 KARAR 2018/2365)

Kasten öldürme ve yağma suçlarından şüpheliler A. E. ve Y. K.haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/06/2017 tarihli ve 2017/27971 soruşturma, 2017/6329 esas, 2017/791 sayılı iddianamenin iadesine dair Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/06/2017 tarihli ve 2017/237 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/06/2017 tarihli ve 2017/1128 değişik iş sayılı Kararı ile ilgili olarak;

Kasten öldürme suçuna iştirak, yağma suçuna iştirak ve suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarından şüpheliler H. İ., H, Ö., M, İ. ve H. E. A. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/06/2017 tarihli ve 2016/2002 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne ve söz konusu kararın kaldırılmasına ilişkin Kayseri 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 14/07/2017 tarihli ve 2017/3256 değişik iş sayılı Kararına yönelik yapılan incelemede; kanun yararına bozma, Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleşen kararların istisnaî olarak Yargıtayca denetlenmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yolu olup, olağanüstü ve istisnaî olma özelliğinden dolayı kanun yararına bozma yoluyla bir kararın bozulabilmesi için, mahkemelerin asıl ceza davasını çözmeye devam etmesinin artık imkânsız hâle gelmiş olması veya hukuka aykırılığın giderilebilmesi için kanun yararına bozmadan başka imkân kalmamasının gerekli bulunması ve sorunun yargısal yoldan çözülebileceği anlaşılmakla, söz konusu karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmemiştir.

Somut olayımızda Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesince, suç konusu olan H. C.'e ait cesedin bulunamadığı, fiziki olarak öldüğüne ilişkin kesin tespit, karine ve otopsi raporunun bulunamadığı, bu nedenle öldürme suçu isnadının konusuz olup soyut şüphe ve iddiaya dayandığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanunun 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanunun 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği,

Mağdurun tespit edilememesine ilişkin Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 11/10/2011 tarihli ve 2011/14137-626 sayılı Kararında yer alan, “...her ne kadar, 5271 sayılı Kanunun 170. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, mağdurun kimliği iddianamede bulunması gereken unsurlar arasında sayılmış ise de; bunun yapılan soruşturma sonucunda mağdurun kimliğinin elde edilmesi durumuna ilişkin olduğu, yapılan bütün araştırma ve soruşturmaya rağmen mağdurun kimliğinin tespit edilememesinin şüpheli hakkında iddianame düzenlenmesine engel durum oluşturmayacağı açıktır. Ceza yargılaması için diğer asli unsurların bulunduğu bir durumda, zorunluluktan kaynaklanan bu eksiklik ceza yargılamasının yapılmasına engel teşkil etmeyecektir...” şeklindeki açıklamalar ve dosyada bulunan diğer deliller özelikle şüpheli A. E.'in beyanında diğer şüpheli Y. K.'nun maktulü öldürdüğü ve kendisinin de dolaylı yardım ettiği şeklindeki ikrarı karşısında, şüphelilerin üzerlerine atılı suçları gerçekleştirdikleri yönünde kamu davası açılması için yeterli şüphenin oluştuğu, maktulün cesedinin bulunamamış olmasının suçun oluşumunu etkilemeyeceğinden cihetle, iddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 26/09/2017 gün ve 94660652-105-38-9952-2017-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;

TÜRK MİLLETİ ADINA

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/06/2017 tarihli ve 2017/1128 değişik iş sayılı Kararının 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21/05/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.