23.HD Tacir Olan Tarafların Sözleşmede Cezanın Fahiş Olduğundan Tenkisini İsteyemecekleri Sabit Olsa Da İstisna

Daire/Kurul
23.HUKUK DAİRESİ
Esas No
2015/9886
Karar No
2018/3074
Karar Tarihi
10 May 2018

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
13 Ocak 2018
707
1
18
Ankara
www.yargikararlari.net
#1
Tacir Olan Tarafların Sözleşmede Cezanın Fahiş Olduğundan Tenkisini İsteyemecekleri Sabit Olsa Da İstisna Olarak Cezanın Tacir Olan Borçlunun Mahvına Neden Olacak İse Adap ve Ahlaka Aykırı Sayılarak Tamamen Veya Kısmen İptalinin Mümkün Olduğu

(YARGITAY 23.HUKUK DAİRESİ ESAS 2015/9886 KARAR 2018/3074)

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili; müvekkili ve davalı şirket arasında Filo Yönetimi Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye ekli ödeme planında belirlenen aylık bedeller karşılığı davacı şirket araçlarının davalı şirket kullanımına tahsis edildiğini, sözleşmenin 10/b maddesi gereğince müvekkilinin sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı kazandığını, sözleşmenin müvekkili tarafından tek taraflı feshedildiğini, sözleşmenin 10/d maddesi gereğince 146.245,43 T cezai şartın ödenmesi gerektiğini, bu nedenle ihtarname gönderildiğini, ancak davalının herhangi bir ödeme yapmadığını ileri sürerek, 146.245,43 TL alacağın 11/10/2013 gününden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamında; davalı şirketin ödemelerinde sözleşme ekindeki ödeme planına aykırı davrandığı, bu nedenle davacının feshinde haklı olduğu, davacının isteyebileceği cezai şart miktarının 146.245,43 TL olduğu, cezai şartın ortadan kaldırılması veya indirime gidilmesi durumlarının tarafların sözleşmeyi özgür iradeleri ile imzalamış olmalarından dolayı düşünülemeyeceği gerekçesiyle cezai şartın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağı istemine ilişkindir.

Kural olarak taraflar serbest iradeleriyle imzaladıkları sözleşmeye uymak zorundadırlar. Yine Borçlar Kanununa göre taraflar cezanın miktarını serbestçe tayin edebilirler. Akde bağlılık ilkesi uyarınca da haklı neden olmaksızın kararlaştırılan cezanın değiştirilmesini veya bütünüyle ortadan kaldırılmasını talep edemezler. Borçlar Kanunu’nun 161/III. maddesi hükmü gereğince hakim “fahiş” gördüğü cezaları tenkis ile mükellef ise de: kural olarak Türk Ticaret Kanununun 24. maddesi uyarınca tacir olan taraflar cezanın fahiş olduğundan bahisle tenkisini isteyemezler. Ancak istisnai olarak kararlaştırılan cezanın tacir olan borçlunun iktisaden mahvına neden olacak derecede ağır ve yüksek olması halinde Borçlar Kanununun 27. maddesi gereğince adap ve ahlaka aykırı sayılarak tamamen veya kısmen iptâli mümkündür. Nitekim bu husus Yargıtay’ın kararlılık gösteren içtihatlarıyla da benimsenmiştir.

Ahlak ve adaba aykırılığın tayin ve tespiti için, işin değeri cezai şartın kabul edildiği tarihteki borçlunun iktisadi durumu araştırılıp, davalıların varsa ticaret sicil dosyaları celp edilip toplam sermaye miktarı tespit edilerek söz konusu cezai şartın tahsili yoluna gidilmesi halinde borçlunun eskisi gibi ticari hayatını sürdürmesinin mümkün olup olmayacağı, mümkün olmayacak ise bu durumun onun iktisaden mahvına neden olup olmayacağı hususlarında uzman bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılması gerekir. Yerel mahkemece cezanın fahiş olduğuna yönelik savunma üzerinde durulmamış ve bu konuda bir araştırma yapılmamıştır.

Bu durumda mahkemece yukarıda belirtilen biçimde deliller toplanıp konusunda uzman bilirkişiler marifetiyle mahallinde gerekirse bilirkişi incelemesi de yapmak suretiyle açıklanan şekilde bu seviyedeki bir cezai şartın Borçlar Kanununun 27. maddesine göre ahlak ve adaba aykırı sayılıp sayılmayacağı konusunda rapor alınıp, tamamen veya kısmen indirime tabi tutulup tutulamayacağı tartışılarak, oluşacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere üzere, 10.05.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.