Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
Katılım
13 Ocak 2018
Mesajlar
533
Beğeniler
1
Puanları
18
Konum
Ankara
Web sitesi
www.yargikararlari.net
#1
Uluslararası Organizasyonların Uluslararası Tüzel Kişiliği

Tarih boyunca uluslararası hukukun gelişimi uluslararası yaşamın gerekliliklerinden etkilenmiştir ve Devletlerin toplu faaliyetlerindeki ilerleyiş, halihazırda Devlet olmayan belirli birimler tarafından uluslararası platformda emsaller ortaya çıkarmıştır.
Prensip olarak, uluslararası kuruluşlar, genel bir yeteneğe sahip olmadığı ve belirli işlevleri yerine getirmek için kurulduğu gerçeğinden dolayı, Devletlerden tamamen farklıdır. Devletler, uluslararası hukuk tarafından tanınan ortak haklara ve görevlere sahipken, uluslararası örgütlerin hakları ve görevleri, bu konudaki anayasalarında ve geliştirilen uygulamalarında ifade edilen veya ima edilen amaç ve işlevlerine bağlıdır. Bu nedenle, uluslararası organizasyonun uluslararası tüzel kişilik olması, uluslararası hukukta bir devletle aynı konumda olduğu anlamına gelmez. Dolayısıyla, uluslararası bir tüzel kişilik, yalnızca hak ve görevleri üstlenebilir.

Bu kısa makale, iki temel soruyu yanıtlamayı amaçlamaktadır: uluslararası örgütlerin uluslararası hukukta uluslararası tüzel kişiliğe sahip olup olmadıkları veya uluslararası kuruluşların uluslararası tüzel kişilikleri olmadan işlevlerini yerine getirip getiremeyecekleri. Bu amaca ulaşmak için, uluslararası örgütlerin uluslararası tüzel kişiliğine ilişkin temel teoriler ve uluslararası örgütlerin uluslararası tüzel kişiliklerine uygulanabilir genel ve spesifik kriterler kısaca incelenecektir. Sonuç olarak, uluslararası tüzel kişiliğin uluslararası örgütlerin varoluşu için vazgeçilmez bir unsur olduğuna karar verilecek. Buna ek olarak, cevaplanması gereken bazı sorular ortaya çıkacak. Özetle, bu makale, uluslararası örgütlerin uluslararası tüzel kişilikleri için genel çerçeveye odaklanmaktadır.

Uluslararası Organizasyonların Uluslararası Tüzel Kişiliği.jpg

Uluslararası tüzel kişilik neden uluslararası örgütler için önemlidir?
Bu bağlamda öncelikli sorular, uluslararası kuruluşların uluslararası hukukta uluslararası tüzel kişiliğe sahip olup olmamaları ya da uluslararası örgütlerin uluslararası tüzel kişilikleri olmaksızın görev yapabilmelerine bağlı olup olmadığıdır. Bu bağlamda, “uluslararası hukukun konusu olmayan” bir varlık ya da “uluslararası bir tüzel kişi”, anlaşmalara taraf olamaz, diğer uluslararası kişilere karşı taleplerde bulunamaz, diğer uluslararası haklara ve görevlere sahip değildir veya hukuki alanda özerkliği olamaz. Uluslararası örgütlerin uluslararası tüzel kişiliği ile ilgili temel teoriler vardır.

İlk teori genelde G. I. Tunkin ve benzeri sosyalist akademisyenler tarafından geliştirildi. Bu teori, uluslararası örgütlerin anayasalarının (diğer bir deyişle merkez anlaşmasının), bu örgütlerin uluslararası tüzel kişiliğe sahip olduklarını açıkça beyan ettiklerini ileri sürdü. Henry G. Schermers ve Niels M. Blokker, bu tür hükümlerin, üyeleri, örgütü, geleneksel uluslararası yasalar uyarınca sadece devletler tarafından yerine getirilebilecek davranışları gerçekleştirmek için yetkili olan ayrı bir uluslararası kişi olarak kabul etmelerini zorunlu olduğunu savundu. Dolayısıyla, bu teoriye göre, uluslararası kanunlar çerçevesinde uluslararası tüzel kişiliğe sahip olmanın en önemli ön şartı, belirli uluslararası kuruluşlar tarafından, kuruluşun anayasasında uluslararası hukuk statüsüne ilişkin hükümler bulunmasıdır. Bununla birlikte, aslında, çoğu anayasa böyle bir hüküm içermiyor. Bu yüzden, ilk teori açısından, anayasalarında uluslararası tüzel kişiliklerini bulundurma konusunda hüküm bulunmayan uluslararası örgütlerin nasıl sınıflandırılacağı konusu belirsizliğini koruyor.

İkinci teori “uluslararası örgütlerin objektif tüzel kişiliği” kavramını vurgulamaktadır. Objektif tüzel kişilik iki farklı argüman içermektedir. Birincisi, uluslararası örgüt, üye devletler ve kuruluşlar gibi kendi seçim bölgelerinden ayrı bir tüzel kişidir veya üyelerinin (öznel) iradesine bağlı değildir. İkincisi, uluslararası örgüt üyesi olmayan kişilerle olan ilişkisinde objektif tüzel kişilik sahibidir. Objektif tüzel kişilik, 1949 yılında Uluslararası Adalet Divanı (ICJ)tarafından çözülen, Birleşmiş Milletlerin, hizmette yaşanan yaralanmalar için tazminat davasında ilk kez ifade edildi. ICJ, Birleşmiş Milletlerin bu davadaki üyelerinden farklı objektif bir tüzel kişiliğe sahip olduğuna karar verdi. İkinci argüman olarak, görüşünün temel dayanağı, uluslararası topluluğun üyelerinin büyük çoğunluğunu temsil eden elli Devlet’in, uluslararası hukuka uygun olarak, yalnızca kendileri tarafından tanınan bir kişilik değil, uluslararası olarak bir şeyi talep edebilme yeteneğiyle de objektif uluslararası kişiliğe sahip bir varlık haline getirme yetkisine sahip olmasıdır.

Bu davada mahkeme şu sonuca varmıştır:

Birleşmiş Milletler temsilcisinin, bir üye devletin ve üye olmayan bir Devletin sorumluluğunu içeren durumlarda yaralanma bulunması durumunda yaralanmayla ilgili olarak tazminat almak amacıyla Birleşmiş Milletler Teşkilat olarak uluslararası bir iddiada bulunma hakkı vardır.​
Üçüncü teoriye göre, uluslararası örgütler açıkça (anayasalarında uluslararası tüzel kişiliğe sahip oldukları öngörülmektedir) veya örtülü (gerçekte, uluslararası kuruluşlar, uluslararası niteliklere sahip olmadan, antlaşmalar imzalamak, temsilcileri değiştirmek ve uluslararası güçleri harekete geçirmek de dahil olmak üzere, çalışma yapamaz ve bunlardan yararlanamaz, yetki ve haklara sahip olamazlar) olarak uluslararası tüzel kişilerdir. Tüzel kişilik sahibi olmak, uluslararası örgütlerin bu teoride uluslararası ilişkilerde var olması için vazgeçilmez bir ön şarttır. Halen, üçüncü teori, uluslararası organizasyonun tüzel kişiliği için en tanınmış fikirdir.

Genellikle, bu üç teori uluslararası kuruluşların uluslararası tüzel kişiliğe sahip olduklarını ve uluslararası tüzel kişilik olmadan kendi amaçlarını gerçekleştirip işlevlerini yerine getiremediklerini göstermektedir. Bununla birlikte, uluslararası kuruluşların yasal statüsü Devletler ile aynı değildir. Uluslararası örgütlerin amaçları ve işlevleri anayasalarıyla sınırlıdır. Bu nedenle, uluslararası kuruluşlar için geçerli olan ölçütler Devletlerin ölçütlerinden farklıdır. Devletlerin Hakları ve Görevleri üzerine Montevideo Sözleşmesinin (1933) 1. Maddesi:

“Devlet, uluslararası hukukun bir şahsiyeti olarak aşağıdaki niteliklere sahip olmalıdır:
a. kalıcı bir nüfus;
b. tanımlanmış bir bölge;
c. hükümet;
d. diğer Devletlerle ilişkiye girebilme kapasitesi.”​
Açıktır ki, bu kriterler uluslararası örgütlerin tüzel kişiliğinin belirlenmesinde geçerli değildir. Bu durum, uluslararası örgütler için yeni kriterler yaratılmasına yol açtı. Tazminat davasında ICJ, uluslararası tüzel kişilik olarak BM’yi uluslararası hak ve görevlere sahip olduğu ve uluslararası iddialar getirerek haklarını koruyacak kabiliyete sahip olduğuna karar verdi. Uluslararası hak ve görevlere sahip olma ve uluslararası iddialar getirerek haklarını koruma kapasitesi tüm uluslararası tüzel kişiler için ortak kriterler olmalıysa da, bazı bilim adamları uluslararası organizasyonlar için özel şartları belirlemişlerdir. Örneğin uluslararası örgütlerin tüzel kişiliği için ayrıntılı kriterler Prof. Ian Brownlie tarafından belirlendi. Aşağıdaki kriterlerle uluslararası kuruluşlara tüzel kişilik kazandırılması gerektiğini belirtti:
  1. Organlarla donatılmış, meşru konularda kalıcı bir devlet birliği ilişkisi;
  2. Örgüt ve üye devletler arasındaki yasal güçler ve amaçlar bakımından bir ayrım;
  3. Sadece bir veya birkaç devletin ulusal sistemleri içinde bulunmayan uluslararası düzlemde uygulanabilir yasal güçlerin varlığı
Profesör Brownlie’nin bu kriterleri sadece uluslararası hukukta değil, aynı zamanda iç hukukta da geçerlidir.

Sonuç
Uluslararası kuruluşlar uzmanlık (ihtisas) ilkesine tabidir. Dolayısıyla uluslararası örgütler, görevlerini anayasalarında yerine getirmek için görev yaparken uluslararası tüzel kişiliğe sahip olmalıdırlar. Yine de, uluslararası örgütlerin uluslararası tüzel kişiliklere sahip olup olmadıklarının belirlenmesinde uluslararası örgütlerin çeşitliliğinin gittikçe karmaşıklaşması gerçeği nedeniyle cevaplanması gereken bir kaç öncelikli soru bulunmaktadır. Bu açıdan uluslararası örgütlenmeyi tanımlamak ilk önemli sorundur. Sonraki soru, uluslararası örgütlerin uluslararası tüzel kişiliklerini belirlemek için hangi kriterlerin (ortak veya spesifik) uygulanabilir olduğudur.


Kaynak: ENKHEE, Tuulaikhuu; International Legal Personality of International Organizations: International Law Perspective
 
Konu başlatan Benzer konular Forum Cevap Tarih
Yargı Kararları Hukuki Haberler ve Yazılar 0

Benzer konular

Üst