10.CD Uyuşturucu Satıcılığı / Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanıp Uygulanmayacağı Hususunda Hukuka Aykırılık İddia

Daire/Kurul
10. CEZA DAİRESİ
Esas No
2017/2357
Karar No
2017/3526
Karar Tarihi
14 Tem 2017

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
13 Ocak 2018
685
1
18
Ankara
www.yargikararlari.net
#1
Uyuşturucu Satıcılığı / Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanıp Uygulanmayacağı Hususunda Hukuka Aykırılık İddiasının Kanun Yararına Bozma Olağanüstü Kanun Yoluna Konu Olamayacağı

Kanun yararına bozma talebini oluşturan uyuşmazlığın konusu; sanığın farklı tarihlerdeki eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kalıp kalmayacağına ilişkin olup, bu husus da mahkemece delillerin değerlendirilmesinde ve sanığın hukuki durumunun takdirinde hataya düşüldüğü iddiasına dayanmaktadır. Mahkeme dosya kapsamında mevcut delilleri değerlendirerek sanığın her iki eyleminin bağımsız iki suç olduğu kanaatine ulaşmıştır. Kanun yararına bozma talebi ile sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı tarihlerde aynı suçu birden fazla işlediği ve bu nedenle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği düşüncesi ile yapıldığından delillerin takdir ve değerlendirilmesinde hataya düşülmesine ilişkin hukuka aykırılık iddiası kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna konu olamayacağından, kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Adalet Bakanlığı’nın, 13/06/2017 tarihli yazısı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık …’in, mahkûmiyetine dair Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/12/2016 tarihli ve 2015/191 esas, 2016/386 sayılı kararının kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 29/06/2017 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

1- Sanığın 13.04.2015 tarihinde işlediği iddia edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 01.06.2015 tarihli iddianame düzenlenerek Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/191 esas sayılı dosyasına kaydedildiği,

2- Aynı sanığın 18.04.2015 tarihinde işlediği iddia edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçu nedeniyle ise Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 22.10.2015 tarihli iddianame düzenlenerek Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/324 esas sayılı dosyasına kaydedildiği ve her iki dosya arasındaki bağlantı nedeniyle bu dosyanın aynı mahkemenin 2015/191 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,

3- Yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/12/2016 tarihli ve 2015/191 esas, 2016/386 sayılı kararı ile sanığın 13.04.2015 tarihli ve 18.04.2015 tarihli her iki suç nedeniyle ayrı ayrı iki kez 8 yıl 4 ay hapis ve 60 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,

4- Kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine, 20.01.2017 tarihli ek karar ile 18.04.2015 tarihli suç nedeniyle verilen hükmün infazının durdurulmasına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.

Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Dosya kapsamına göre, birleştirilerek görülen Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/324 esas sayılı dosyasında suç tarihinin 18/04/2015, iddianame düzenleme tarihinin 22/10/2015 olduğu, Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/191 esas sayılı dosyasında suç tarihinin 13/04/2015 ve iddianame tanzim tarihinin 01/06/2015 olduğu gözetilerek, suç tarihlerinin yakınlığı ve sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, atılı eylemleri bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyen suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43/2. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemiştir.” denilerek, Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/12/2016 tarihli ve 2015/191 esas, 2016/386 sayılı kararının bozulması istenmiştir.

Kanun yararına bozma talebini oluşturan uyuşmazlığın konusu; sanığın farklı tarihlerdeki eylemlerinin zincirleme suç kapsamında kalıp kalmayacağına ilişkin olup, bu husus da mahkemece delillerin değerlendirilmesinde ve sanığın hukuki durumunun takdirinde hataya düşüldüğü iddiasına dayanmaktadır. Mahkeme dosya kapsamında mevcut delilleri değerlendirerek sanığın her iki eyleminin bağımsız iki suç olduğu kanaatine ulaşmıştır. Kanun yararına bozma talebi ile sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, farklı tarihlerde aynı suçu birden fazla işlediği ve bu nedenle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği düşüncesi ile yapıldığından delillerin takdir ve değerlendirilmesinde hataya düşülmesine ilişkin hukuka aykırılık iddiası kanun yararına bozma olağanüstü kanun yoluna konu olamayacağından, kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlere göre, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmediğinden, Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/12/2016 tarihli ve 2015/191 esas, 2016/386 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 14.07.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ ESAS 2017/2357 KARAR 2017/3526)