16.CD Yargılandığı Suçtan Dolayı İl Sınırları İçinde Tutukevinde Olan Sanığın Duruşma Salonuna Hüküm Celsesinde

Daire/Kurul
16. CEZA DAİRESİ
Esas No
2018/2608
Karar No
2018/2629
Karar Tarihi
17 Eyl 2018

Yargı Kararları

Tanınmış Üye
Yönetici
Admin
Kayıtlı Üye
Katılım
13 Ocak 2018
Mesajlar
533
Beğeniler
1
Puanları
18
Konum
Ankara
Web sitesi
www.yargikararlari.net
#1
Yargılandığı Suçtan Dolayı İl Sınırları İçinde Tutukevinde Olan Sanığın Duruşma Salonuna Hüküm Celsesinde Getirilmeyip SEGBİS İle Alınan Savunma İle Hüküm Kurulması Savunma Hakkının Kısıtlanmasıdır

(YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ ESAS 2018/2608 KARAR 2018/2629)

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;

Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre yapılan temyiz incelemesi sonunda dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-)Yargılandığı suçtan dolayı aynı yargılama çevresinde/il sınırları içinde kain tutukevinde tutuklu olan, ilk celse talebi üzerine mahkeme salonunda hazır bulundurulan sanığın müdafiinin de hazır olduğu duruşma salonuna hüküm celsesinde yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle getirilmeyip SEGBİS ile alınan savunma ile hüküm kurularak CMK 196/4 maddesine muhalefet etmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

2-)Örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya'ya para yatırıp hesap açtırdığı kabul edilen ancak dosyaya eklenen döküman içeriğinde bu hususta açıklık bulunmayan sanığın mahkemece sabit kabul edilen eyleminin denetlenmesi bakımından anılan bankaya örgüt liderinin talimatından sonra para yatırıp yatırmadığı veya katılım hesabı açıp açmadığının alınacak bilirkişi raporu ile duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerekirken, yetersiz belge ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 E, 2017/370 Sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Sayılı kararında açıklandığı üzere; ByLock iletişim sistemi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı, bu minvalde;

ByLock uygulaması programının indirilmesinin, mesajlaşmak/haberleşmek için yeterli olmadığı, öncelikle kayıt esnasında kullanıcının bir kullanıcı adıyla parola üretmesi, mesajlaşma için ise kayıt olan kullanıcılara sistem tarafından otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID (kimlik) numarasının bilinmesi ve karşı tarafça onaylanması gerektiği, karşılıklı ekleme olmaksızın iletişime geçilme imkanının bulunmadığı;

ByLock iletişim sisteminde bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresi, hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığı, haberleşmelerin kimlerle gerçekleştirildiği ve içeriğinin ne olduğu tespit edilebildiğinden bağlantı tarihinin, bağlantıyı yapan IP adresinin tespit edilmesi ve hangi tarihler arasında kaç kez bağlanıldığının belirlenmesi, kişinin özel bir iletişim sisteminin bir parçası olduğunun tespiti için yeterli olduğu, haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve içeriğinin ne olduğunun saptanması ise kişinin örgüt içindeki konumunu tespit etmeye yarayacak bilgiler niteliğinde olduğu;

ByLock kullanıcılarının tespitinin ByLock sunucusunda kayıtlı IP adresleri üzerinden yapıldığı, böylece byLock sunucusunda kaydı olan kullanıcıların ... (Kullanıcı No) tespitini ve mesaj içeriklerinin çözümünü şifre ve gruba kayıtlı kişilerin tespitini, bu kişilerin birbirleriyle olan ilişki ve irtibatlarını ortaya koyan Bylock tespit ve değerlendirme tutanağının sanığın hukuki durumunun belirlenmesi bakımından önemli olduğu;

ByLock kullanıcılarının tespitleri açısından operatörler tarafından tutulan... (...) kayıtları bir çeşit üst veri olduğu,...kayıtları özet veri olması sebebiyle bir iz ve emare niteliğinde olduğundan tek başına kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğunu göstermeyeceği, kişilerin iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirilmiş olma ihtimalinin bulunduğu, nitekim, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen ve BTK tarafından yapılan teknik çalışmalar sonucunda iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirildikleri saptanan 11.480 kişinin tamamının... kayıtlarının olduğu ve tespit edilen ... kayıtlarına göre ByLock uygulamasının IP'lerine bağlantıya yönlendirildiklerinin belirtildiği;

Kişinin ... ve şifrelerinin belirlenememesi ve fakat ... kayıtlarıyla ByLock sunucusuna bağlantı yaptığının tespit edilmesi halinde, kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğu ihtimalinin yanında ... ve şifresi tespit edilemediğinden ByLock sunucularına tuzak yöntemlerle (Morbeyin vb.) yönlendirilmiş olabileceği ihtimalinin de bulunduğu;

Bu sebeple ancak operatör kayıtları ve ... eşleştirmesi doğru yapılabilen kişilerin gerçek ByLock kullanıcısı olduklarının kabulü gerekeceğinden, kişinin örgütsel gizliliği sağlamak ve haberleşmek amacıyla ByLock sistemine girdiğinin ve bu sistemi kullandığının,..., şifre ve grup elemanlarını içerir ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve ... kayıtlarını içeren belgeler ile kesin olarak kanıtlanmasının zorunlu olduğu hususları gözetilmekle;

Somut dosyada sanığın bylock kullanıcısı olup olmadığının atılı suçun sübut ve vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; 16/02/2018 tarihinde dosyaya girdiği anlaşılan Emniyet Müdürlüğü'nün yazı içeriğine göre ID, içerik ve mesajlaşma verileri tespit edilemeyen sanığın bylock kullanıcısı olup olmadığı yönündeki şüphenin giderilememesine rağmen bylock kullanıcısı olduğunun kabul edilmesi,

SONUÇ: Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı, mevcut delil durumu, suç vasfı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, 17.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
 
Üst