Ceza Genel Kurulu

9 İçtihat

Suç İşleme Kararının Yenilendiği, Birden Çok Suçun Aynı Karara Dayanıp Dayanmadığı Suçlar Arasındaki Süre İle İlgilidir

Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, tek başına bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiği ya da işlenmediği anlamına gelmeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmelerin yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle suç işleme kararının yenilendiğine ya da suç işleme kararının devam ettiğine ilişkin önceden bir zaman dilimi belirlemek isabetli bir yaklaşım olmayacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenecektir.
Tehdit suçu, mağduru belli kişiler olan suçlardan olduğundan farklı kişilere karşı değişik zamanlarda işlenen tehdit eylemleri, bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmiş olsa bile, zincirleme suç hükümleri uygulanamayacak, gerçek içtima hükümleri uyarınca uygulama yapılacaktır. Ancak bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı gerçekleştirilen tehdit eylemleri için tek ceza verilecek ve fakat bu ceza TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca arttırılacaktır.

Katılandaki Yaralanmaların Gözaltına Alınırken Güç Kullanılması Nedeniyle Meydana Gelip Gelmediği Tartışılmalıdır

Katılanda mevcut yaralanma bulgularının katılanın evinde gözaltına alındığı sırada direnişini kırmak amacıyla güç kullanılması ve akabinde kelepçe takılması nedeniyle meydana gelip gelmeyeceği de karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

Sanığın Alkollü Mağduru Yaralayıp Cep Telefonunu Alması, Nitelikli Hırsızlık ve Kasten Yaralama Değil Nitelikli Yağma Suçunu Oluşturduğu

Uyuşmazlıklar; sanığın eyleminin ayrı ayrı nitelikli hırsızlık ve kasten yaralama suçunu mu, yoksa bir bütün hâlinde nitelikli yağma suçunu mu oluşturduğu, nitelikli hırsızlık ve kasten yaralama suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi hâlinde kasten yaralama suçu açısından şikâyetten vazgeçme nedeni ile sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorularak sonucuna göre hüküm kurulmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

HAGB Kararı Açıklandığında Hüküm Değiştirilerek Sanığın Aleyhine Daha Ağır Bir Ceza Belirlenmesi ve Taksitlendirmenin Eklenmesi Hatalıdır

CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrasındaki emredici hüküm uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması gerektiğinden, açıklanması geri bırakılan hükümde değişiklik yapılarak, sanığın aleyhine olacak şekilde daha ağır bir cezanın belirlenmesinde ve ilk hükümde uygulanmayan taksitlendirmenin açıklanan karara eklenmesinde isabet bulunmamaktadır.

HAGB Kararları, Kanun Yararına Bozma Konusu Yapılabilir

Temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği kabul edilmelidir.

Kanuni Temsilcinin Davaya Katılmayı İstememesi Nedeniyle Zorunlu Vekilin Davaya Katılmayı İsteme ve Kanun Yollarına Başvuru Hakkı Yoktur

Mağdurenin kanuni temsilcisi ile mağdureye görevlendirilen vekilin iradelerinin çelişmesi halinde, kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınması gerektiğinden, somut olayda yaşı küçük mağdurenin kanuni temsilcisi olan annesinin sanıktan şikayetçi olmadığını beyan edip davaya katılmaması karşısında, mağdureye barodan görevlendirilen vekilin mağdure adına davaya katılmayı isteme hakkı bulunmamaktadır.

Mağdurun Kanuni Temsilcisi İle Görevlendirilen Vekilin İradelerinin Çelişmesi Halinde Kanuni Temsilcinin İradesine Üstünlük Tanınmalıdır

Mağdurenin kanuni temsilcisi ile mağdure için görevlendirilen vekilin iradelerinin çelişmesi halinde, kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınması gerekir. Mağdureye mahkemenin talebi üzerine baro tarafından görevlendirilen vekilin mağdure adına davaya katılmayı isteme hakkı olmadığı gibi mağdurenin katılan sıfatını almamış olması nedeniyle hükmü temyiz yetkisi de bulunmamaktadır.