Hukuk Daireleri

73 İçtihat

Kefalet Nedeniyle Yapılan Ödemenin Rücu İstemi / Otomobilin, Borca Karşılık Devredildiği İddiası / Senetle İspat Kuralı

Dava, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan ödeme nedeniyle rucüen alacağın tahsiline ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali istemine yöneliktir. Uyuşmazlık, davalının davacıya kendi taşıtının borcuna karşılık bedelsiz olarak devredip devretmediği hususunda toplanmaktadır. Usul hükümlerine aykırı olarak dinlenen tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Kısmi Süreli İş Sözleşmesiyle Çalışan İşçinin Ücreti ve Menfaatleri Tam Süreli Emsal İşçiye Göre Orantılı Olarak Ödenir

Kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin ücreti ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süre ile orantılı olarak ödenir. Kısmi süreli iş sözleşmesi kapsamında çalışan işçi yönünden ihbar süresinin de iş ilişkisinin kurulduğu tarih ile feshedilmek istendiği tarih arasında geçen süre toplamına göre belirlenmesi gerekir.

İşyeri Devri, Fesih Niteliğinde Olmadığından, Devir Sebebiyle Feshe Bağlı Hakların İstenmesi Mümkün Olmaz

İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.

İşçilik Alacak Hesabında Bilirkişinin Yetki ve Görevini Aşarak Takdiri İndirim Yapılması İsabetsizdir

Bilirkişinin yetki ve görevini aşarak takdiri indirim uygulaması isabetsizdir. Takdiri indirimi belirleme görev ve yetkisi hakime aittir. Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.

Ön İnceleme Tutunağı İle Bilirkişi Ücreti Yatırılması İçin Verilen Kesin Sürenin Usule ve Amacına Uygun Olmadığı

Ön inceleme tutanağı ile davacı vekiline bilirkişi ücreti yatırması hususunda kesin süre verilmiş kesin süre içerisinde avans yatırılmadığı takdirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Mahkemece süresinde kusur ve hesap bilirkişisi raporu ücretinin yatırılmaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Verilen kesin sürenin dosya muhteviyatına göre usule ve kesin sürenin amacına uygun olmadığı görülmektedir. Davanın niteliği gereğince alınması gerekli olan bilirkişi raporlarının aynı anda alınması mümkün olmayıp belirli bir sıra dahilinde yapılması gerekmektedir. Hesap bilirkişi raporunun alınıp alınmamasına ancak kusur raporunun sonucuna göre mahkemece karar verilebilir. Bu yönüyle davacı tarafın hak arama hürriyeti ve savunma hakkı kısıtlanmıştır. Bu nedenle somut olayın şartları ve dosyanın geldiği aşama göz önüne alınarak davacılar vekiline HMK hükümlerince usulüne uygun ihtar yapılarak kanun hükmüne göre işlem yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Arsa Sahibinin Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi İmzalarken Güttüğü Saikin, Tüketicinin Saikinden Farklı Olduğu Gözden Kaçırılmamalıdır

Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi açısından güdülen amaç, arsasını değerlendirmektir. Bu nedenle arsa sahibinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalarken güttüğü saikin 6502 sayılı Kanun’da tanımlanan tüketicinin saikinden farklı olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Site ve Apartman Yönetimi Oluşturulmasında ve Yönetimde Alınan Kararlarda Kat Malikini Temsil Belgesinin Yazılı Olması Şartı Yoktur

Borçlar Yasası hükümlerine göre vekalet hiçbir şekil koşuluna bağlı değildir. Vekalet sözleşmesinin yazılı veya resmi olması mecburiyeti de yoktur. Vekil eden ile onu temsil eden arasında, temsil yönünden herhangi bir anlaşmazlık bulunmadığı hallerde, vekilin yaptığı işlemlerin, aldığı kararların, oluşacak kararlara verdiği oyların geçerli olduğunun kabulü gerekir. Meğer ki bu yolla temsil edilen kat maliki, o kişinin kendisini temsil etmediğini ona vekalet vermediğini belirtmiş olsun.